SAĞLIK

Sağlık/style

EĞİTİM

Eğitim/style

Sigarayı Bırakmak İçin İpuçları, Sigarayı Nasıl Bırakabilirim?

Sigarayı Bırakmak İçin İpuçları, Sigarayı Nasıl Bırakabilirim?
Sigarayı Bırakmak İçin İpuçları, Sigarayı Nasıl Bırakabilirim?

Nasıl zayıflayabilirim? Garantili zayıflama yöntemleri nelerdir?

Nasıl zayıflayabilirim? Garantili zayıflama yöntemleri nelerdir?
Nasıl zayıflayabilirim? Garantili zayıflama yöntemleri nelerdir?

YAŞAM

Yaşam/style
adv/http://www.mogpress.blogspot.com|https://3.bp.blogspot.com/-ACYZpeoK740/WPXGlNIiPJI/AAAAAAAACII/gQGH0T1a_eAGO-yfKjzN3u877SCXiOfmQCLcB/s1600/banner.jpg"

BİLİM & TEKNOLOJİ

Bilim & Teknoloji/style

KADIN

Kadın/carousel

DEKORASYON

Dekorasyon/block

Yazarlar

Abuzer Akbıyık Kimdir? Biyografisi

Abuzer Akbıyık
Abuzer Akbıyık, 1958 yılında Şanlıurfa’da doğdu. İlk, orta tahsilini Şanlıurfa'da yaptı. 1978 yılında Afyon Maliye Muhasebe Yüksek Okulu’ndan mezun oldu. 1981 yılından itibaren 25 yıl Şanlıurfa'da Serbest Muhasebeci Mali Müşavir olarak çalıştı. 2006-2010 arası Ankara’da özel bir şirkette Mali İşler Genel Müdürü olarak çalıştı. Şimdi kendi firması olan Ankara AB Yatırım Danışmanlık şirketinde yatırım danışmanlığı yapmaktadır. Sema Hanımla evli olup Fatih, Seda, Ayşe ve Ahmet isimlerinde dört çocuk babasıdır.

1970 yılından beri Halk kültürü üzerine araştırma ve derleme çalışmaları yapmaktadır. Şanlıurfa ile ilgili 3 bin civarında ses, görüntü kaydı, kitap ve dergi arşivi vardır. Bu güne kadar yayınlanmış 18 kitabı vardır.

Urfalı ünlü üç musiki ustası Mukim Tahir Kel Hamza (Şenses) ve Bekçi Bakır(Yurtsever) ile Gazelhan, Kaynak Kişi müzik ustası Mahmut Güzelgöz, Ses Sanatçısı, Bestekar ve Kaynak Kişi Urfalı Cemil Cankat ve Ahmet Cankat’ın hayatı ile ilgili Türkçe ve İngilizce kitap ve plak ve bantlardaki ses kayıtlarından oluşan CD’ler hazırlamıştır. Bu kitap ve CD’ler Kalan Müzik tarafından yayınlanmıştır. TRT tarafından hazırlanan türkü, gazel ve hoyratların yer aldığı 4 CD’lik “ Şanlıurfa” projesinin danışmanlığını yapmıştır.

Folklorumuzun kaynak kişileri, ses ve saz sanatçıları ve şairlerle radyo ve televizyonda programlar yapmıştır. Müzik ve şiir albümleri hazırlamıştır.

Şiir yazmaktadır Şiirleri 1976 yılında Eskişehir Hakimiyet Gazetesi başta olmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitapta yayınlanmıştır. Bazı şiirleri bestelenmiştir.

Araştırma yazıları, makaleleri ve şiirleri çeşitli dergi ve gazetede yayınlanmıştır. Derlediği uzun havalar TRT Repertuarına alınmıştır. Araştırdığı türkü hikayeleri belgesel filim olarak çekilmiştir. Folklorla ilgili konferans vermiş, birçok bilimsel toplantı ve televizyon programlarına konuşmacı olarak katılmıştır.

Şanlıurfa kültür, sanat, folklor ve turizm konularında kapsamlı bilgilerin bulunduğu bir internet sitesi vardır.

Halk Bilimi ile ilgili çalışmalarından dolayı kendisine, Folklor Araştırmaları Kurumu tarafından ''Türk Folkloruna Hizmet'' ödülü, ŞURKAV tarafından ''Kültür Sanat'' ödülü ve Motif Halk Oyunları Eğitim ve Öğretim Vakfı tarafından Halk Bilimi Teşvik Ödülü verilmiştir. 2009 yılında Azerbaycan Uluslararası VEKTÖR İlimler Akademisince Fahri Doktor unvanı verilmiştir. 1.Kars Türkiye Türkülerimiz Bayramı’nda Derleme dalında Türkiye birinciliği ödülü verilmiştir.

E-Posta :[email protected]
Web Sitesi: www.abuzerakbiyik.com.tr


Yayınlanmış Kitapları

1) Şanlıurfa Halk Oyunları
2) Folklor (Halkbilim) ve Şanlıurfa
3) Şanlıurfa Hoyrat ve Maniler
4) Kaynak Kişi Tenekeci Mahmut Güzelgöz’ün hayatı
5) Şanlıurfa Halk Müziği
6) Notalarıyla Türkülerimiz ve Hikayeler
7) Şanlıurfa Sanayi Rehberi
8) Sanayileşen Şanlıurfa
9) Şanlıurfa’dan Üç Musiki Ustası (Kitap ve 2 CD)
10) Şanlıurfa Sıra Gecesi
11) Urfalı Tenekeci Mahmut Güzelgöz, (Kitap ve 2 CD)
12) Urfa Sevdalısı Mustafa Dişli
13) Yemen Türküleri (Kitap+CD)
14) Kısaslı Aşık Celali (Veli Göncü)
15) Tarım Türküleri (Kitap ve CD)
16) Urfalı Cemil Cankat ve Ahmet Cankat (Kitap ve 2 CD)
17) Kısaslı Âşık Sefai (Mehmet Acet) Hayatı ve Eserleri
18) Şarkılarda Sağlık/Sağlıkla ilgili Şarkılar (Kitap ve CD)
19) Adıyaman Türküleri ve Oyun Havaları (Kitap ve CD)

Kaynak : Abuzer Akbıyık

Abuzer Akbıyık Kimdir? Biyografisi

Abuzer Akbıyık
Abuzer Akbıyık, 1958 yılında Şanlıurfa’da doğdu. İlk, orta tahsilini Şanlıurfa'da yaptı. 1978 yılında Afyon Maliye Muhasebe Yüksek Okulu’ndan mezun oldu. 1981 yılından itibaren 25 yıl Şanlıurfa'da Serbest Muhasebeci Mali Müşavir olarak çalıştı. 2006-2010 arası Ankara’da özel bir şirkette Mali İşler Genel Müdürü olarak çalıştı. Şimdi kendi firması olan Ankara AB Yatırım Danışmanlık şirketinde yatırım danışmanlığı yapmaktadır. Sema Hanımla evli olup Fatih, Seda, Ayşe ve Ahmet isimlerinde dört çocuk babasıdır.

1970 yılından beri Halk kültürü üzerine araştırma ve derleme çalışmaları yapmaktadır. Şanlıurfa ile ilgili 3 bin civarında ses, görüntü kaydı, kitap ve dergi arşivi vardır. Bu güne kadar yayınlanmış 18 kitabı vardır.

Urfalı ünlü üç musiki ustası Mukim Tahir Kel Hamza (Şenses) ve Bekçi Bakır(Yurtsever) ile Gazelhan, Kaynak Kişi müzik ustası Mahmut Güzelgöz, Ses Sanatçısı, Bestekar ve Kaynak Kişi Urfalı Cemil Cankat ve Ahmet Cankat’ın hayatı ile ilgili Türkçe ve İngilizce kitap ve plak ve bantlardaki ses kayıtlarından oluşan CD’ler hazırlamıştır. Bu kitap ve CD’ler Kalan Müzik tarafından yayınlanmıştır. TRT tarafından hazırlanan türkü, gazel ve hoyratların yer aldığı 4 CD’lik “ Şanlıurfa” projesinin danışmanlığını yapmıştır.

Folklorumuzun kaynak kişileri, ses ve saz sanatçıları ve şairlerle radyo ve televizyonda programlar yapmıştır. Müzik ve şiir albümleri hazırlamıştır.

Şiir yazmaktadır Şiirleri 1976 yılında Eskişehir Hakimiyet Gazetesi başta olmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitapta yayınlanmıştır. Bazı şiirleri bestelenmiştir.

Araştırma yazıları, makaleleri ve şiirleri çeşitli dergi ve gazetede yayınlanmıştır. Derlediği uzun havalar TRT Repertuarına alınmıştır. Araştırdığı türkü hikayeleri belgesel filim olarak çekilmiştir. Folklorla ilgili konferans vermiş, birçok bilimsel toplantı ve televizyon programlarına konuşmacı olarak katılmıştır.

Şanlıurfa kültür, sanat, folklor ve turizm konularında kapsamlı bilgilerin bulunduğu bir internet sitesi vardır.

Halk Bilimi ile ilgili çalışmalarından dolayı kendisine, Folklor Araştırmaları Kurumu tarafından ''Türk Folkloruna Hizmet'' ödülü, ŞURKAV tarafından ''Kültür Sanat'' ödülü ve Motif Halk Oyunları Eğitim ve Öğretim Vakfı tarafından Halk Bilimi Teşvik Ödülü verilmiştir. 2009 yılında Azerbaycan Uluslararası VEKTÖR İlimler Akademisince Fahri Doktor unvanı verilmiştir. 1.Kars Türkiye Türkülerimiz Bayramı’nda Derleme dalında Türkiye birinciliği ödülü verilmiştir.

E-Posta :[email protected]
Web Sitesi: www.abuzerakbiyik.com.tr


Yayınlanmış Kitapları

1) Şanlıurfa Halk Oyunları
2) Folklor (Halkbilim) ve Şanlıurfa
3) Şanlıurfa Hoyrat ve Maniler
4) Kaynak Kişi Tenekeci Mahmut Güzelgöz’ün hayatı
5) Şanlıurfa Halk Müziği
6) Notalarıyla Türkülerimiz ve Hikayeler
7) Şanlıurfa Sanayi Rehberi
8) Sanayileşen Şanlıurfa
9) Şanlıurfa’dan Üç Musiki Ustası (Kitap ve 2 CD)
10) Şanlıurfa Sıra Gecesi
11) Urfalı Tenekeci Mahmut Güzelgöz, (Kitap ve 2 CD)
12) Urfa Sevdalısı Mustafa Dişli
13) Yemen Türküleri (Kitap+CD)
14) Kısaslı Aşık Celali (Veli Göncü)
15) Tarım Türküleri (Kitap ve CD)
16) Urfalı Cemil Cankat ve Ahmet Cankat (Kitap ve 2 CD)
17) Kısaslı Âşık Sefai (Mehmet Acet) Hayatı ve Eserleri
18) Şarkılarda Sağlık/Sağlıkla ilgili Şarkılar (Kitap ve CD)
19) Adıyaman Türküleri ve Oyun Havaları (Kitap ve CD)

Kaynak : Abuzer Akbıyık

Oğuz Aral Kimdir? Biyografisi

Oğuz Aral
Oğuz Aral, 1936 yılında İstanbul, Silivri'de doğdu. Tekin Aral'ın abisidir. Davutpaşa Lisesi'nini ardından girdiği İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nin üçüncü sınıfından ayrılmıştır. 1950'den sonra çeşitli dergi ve gazetelerde karikatür çizmeye başlamıştır.

Halkın anlayabileceği, güncel ve basite indirgenmiş bir karikatür anlayışına önem veren Oğuz Aral, kendi mizahi görüşünde ve doğrultusunda birçok karikatürcü yetiştirmiştir. Gırgır mizah dergisinin kurucusu ve yöneticisi olan Aral, daha sonra Avni dergisini çıkardı. Aral, Gırgır dergisinin tirajını 500 bin adedin üzerine çıkararak, dünyanın üçüncü büyük güldürü dergisi durumuna getirmiştir.

Avanak Avni tiplemesinin yaratıcısı olan Oğuz Aral, Hayk Mammer, Köstebek Hüsnü, Utanmaz Adam ve Vites Mahmut gibi tiplemeleriyle de tanınıyordu.

Karikatürleri ve ''Huysuz İhtiyar'' başlığı altında yazıları ölümüne kadar Hürriyet gazetesinde yayınlanan Aral'ın, tiyatro, müzik ve sinema konularında da çalışmaları bulunmaktadır.

Anadolu'nun çeşitli yerlerinde pandomim gösterileri sergileyen Aral, Koca Yusuf (1966), Direkler Arası (1967), Bu Şehri İstanbul (1968), Ağustos Böceği ile Karınca (1971) adında çizgi filmleriyle de Türk çizgi film sektöründe önemli bir yere sahiptir.
Oğuz Aral, 26 Temmuz 2004 tarihinde Muğla'nın Bodrum ilçesinde kalp krizi sonucu vefat etti. 

Ölümünün 1. yıl dönümünde anısına 26 Temmuz 2005 tarihinde İstanbul Cihangir parkına heykeli dikildi. Heykeli 2006 ve 2007 yıllarında 2 kez saldırıya uğramasına rağmen tekrar onarılmıştır. Ancak Şubat 2008'de gerçekleştirilen son saldırı sonucu parçalara ayrılan heykel yerine yenisi yapılması planlanmaktadır.

Oğuz Aral Kimdir? Biyografisi

Oğuz Aral
Oğuz Aral, 1936 yılında İstanbul, Silivri'de doğdu. Tekin Aral'ın abisidir. Davutpaşa Lisesi'nini ardından girdiği İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nin üçüncü sınıfından ayrılmıştır. 1950'den sonra çeşitli dergi ve gazetelerde karikatür çizmeye başlamıştır.

Halkın anlayabileceği, güncel ve basite indirgenmiş bir karikatür anlayışına önem veren Oğuz Aral, kendi mizahi görüşünde ve doğrultusunda birçok karikatürcü yetiştirmiştir. Gırgır mizah dergisinin kurucusu ve yöneticisi olan Aral, daha sonra Avni dergisini çıkardı. Aral, Gırgır dergisinin tirajını 500 bin adedin üzerine çıkararak, dünyanın üçüncü büyük güldürü dergisi durumuna getirmiştir.

Avanak Avni tiplemesinin yaratıcısı olan Oğuz Aral, Hayk Mammer, Köstebek Hüsnü, Utanmaz Adam ve Vites Mahmut gibi tiplemeleriyle de tanınıyordu.

Karikatürleri ve ''Huysuz İhtiyar'' başlığı altında yazıları ölümüne kadar Hürriyet gazetesinde yayınlanan Aral'ın, tiyatro, müzik ve sinema konularında da çalışmaları bulunmaktadır.

Anadolu'nun çeşitli yerlerinde pandomim gösterileri sergileyen Aral, Koca Yusuf (1966), Direkler Arası (1967), Bu Şehri İstanbul (1968), Ağustos Böceği ile Karınca (1971) adında çizgi filmleriyle de Türk çizgi film sektöründe önemli bir yere sahiptir.
Oğuz Aral, 26 Temmuz 2004 tarihinde Muğla'nın Bodrum ilçesinde kalp krizi sonucu vefat etti. 

Ölümünün 1. yıl dönümünde anısına 26 Temmuz 2005 tarihinde İstanbul Cihangir parkına heykeli dikildi. Heykeli 2006 ve 2007 yıllarında 2 kez saldırıya uğramasına rağmen tekrar onarılmıştır. Ancak Şubat 2008'de gerçekleştirilen son saldırı sonucu parçalara ayrılan heykel yerine yenisi yapılması planlanmaktadır.

Rauf Denktaş Kimdir? Biyografisi

Rauf Denktaş - Kıbrıs
Rauf Raif Denktaş, 27 Ocak 1924 yılında Kıbrıs'ın Baf kentinde doğdu. 1,5 yaşındayken annesini kaybetti. Babası hakim Raif Bey'dir. Anneannesi ve babaannesi tarafından büyütülen Denktaş, 1930 yılında eğitim için İstanbul'a gönderildi. Arnavutköy'de ilkokuldan liseye kadar eğitim veren Fevzi Ati Lisesi'nde yatılı okumaya başladı. Ortaokuldan sonra Kıbrıs'a döndü ve 1941 yılında Lefkoşa İngiliz Okulu'ndan mezun oldu.

Mezun olmasının ardından Fazıl Küçük'ün Halkın Sesi gazetesinde yazılar yazmaya başladı. Daha sonra bir süre Gazimağusa'da tercümanlık, mahkemelerde memurluk ve İngiliz Okulu'nda öğretmenlik yaptı. 1944'te hukuk eğitimi için Lincoln's Inn'de okumak üzere İngiltere'ye gitti. 1947'de adaya döndü ve avukatlığa başladı. Sonraları savcılığa geçen Denktaş, 1956 yılında başsavcılığa kadar yükseldi.

27 Kasım 1948 tarihinde Kıbrıs Türklerinin düzenlediği ilk mitingte Fazıl Küçük ile beraber hatiplik yaptı. Halka ilk hitabını bu vesileyle ve 24 yaşındayken yaptı. Türk cemaatinin iki önemli ismi Faiz Kaymak ve Fazıl Küçük arasında ara bulucu rolünü üslenip, toplumun çıkarlarının takipçisi oldu. Faiz Kaymak'ın teklifi ve Fazıl Küçük'ün tasvibiyle Kıbrıs Türk Kurumlar Federasyonu Kongresi'nde başkanlığa seçildi. Savcılık görevinden emeklilik hakkını kazanmasına altı ay kala, İngiliz yönetimini zorlukla ikna ederek istifa etti ve cemaat sorunlarıyla uğraşmaya başladı. 1949 yılı yaz aylarında avukatlık yapmaya başladı. Yine aynı yıl Aydın Hanım'la evlendi. 1955'te terörist bir hüviyete bürünen Enosisle mücadelede ve EOKA karşısında Kıbrıs Türklerinin direnişine yön veren Denktaş, 1958 yılında hükümetteki görevinden istifa etti. Arkadaşlarıyla 1 Ağustos 1958'de Türk Mukavemet Teşkilatını (TMT) kurdu.

1958 yılında Rum tedhişçiler, Türk köylerine saldırınca, Türkler de bu olayları protesto etti. Zürih-Londra antlaşmaları öncesinde Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş, Ankara'ya Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ile görüşmeye gitti. Bu görüşmede Denktaş adaya Türk Askeri gönderilmesi teklifini dile getirdi. 1959 Zürih ve Londra Antlaşmaları ile, 1960 Antlaşmaları ve Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası'nın hazırlanmasında emeği geçti. Aynı yıl Türk Cemaat Meclisi ile İcra Komitesi Başkanlığı'na seçildi. 16 Ağustos 1960 tarihinde 650 kişilik Türk Alayı Magosa Limanı'na ayak bastı. 1963 olaylarından sonra Denktaş temaslarda bulunmak üzere Ankara'ya gitti. Temaslarını tamamlayan Denktaş bir sandalla Kıbrıs'a geçti ve Türk direnişini örgütlemeye başladı.

1964 Londra Konferansı'ndan sonra Makarios tarafından istenmeyen adam ilan edildi. Yeşilada'ya girmesi yasaklandı. Gizlice Erenköy'e çıkarak savaşa katıldı. 1967'de adaya gizlice girerken tutuklandı. Yoğun girişimler sonucu Türkiye'ye geri verildi. 1968 yılında adaya giriş yasağı kaldırıldığından Kıbrıs'a döndü.

1970 seçimlerinde Türk Cemaat Meclisi Başkanlığı'na seçildi. 28 Şubat 1973 tarihine kadar Kıbrıs Cumhurbaşkanı Muavini ve Kıbrıs Türk Yönetim Başkanı seçildi. 1974 Kıbrıs Harekâtı'nın ardından 13 Şubat 1975 tarihinde Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin ilanından sonra devlet ve meclis başkanı görevlerini de yürüten Denktaş, anayasa uyarınca 1976'da yapılan ilk genel seçimlerde devlet başkanlığına seçildi. 

1981 yılında ikinci kez devlet başkanı oldu. 15 Kasım 1983 tarihinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ilanından sonra tekrar cumhurbaşkanlığına seçildi. 22 Nisan 1990 tarihinde yapılan erken seçimde ikinci kez cumhurbaşkanı seçildi. 1995'teki seçimlerde de Cumhurbaşkanı seçildi. 2000 yılındaki seçimlerde %43.67 oranında oy aldı ve seçim ikinci tura kaldı; ama ikinci tura kalan diğer aday olan Derviş Eroğlu'nun çekilmesi üzerine seçimden galip olarak çıktı. 

2004 yılında BM genel sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs Sorunu'nun çözümü için hazırladığı Annan Planı'na karşı çıktı, buna rağmen plan Kıbrıslı Türkler tarafından kabul edilse de Kıbrıslı Rumların reddetmesi üzerine hayata geçmedi. 17 Nisan 2005 tarihinde yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmayan Rauf Denktaş, 24 Nisan'da görevi Mehmet Ali Talat'a devretti.

Politika hayatı yanı sıra, aynı zamanda yazar kimliğiyle de önemli bir şahsiyet olan Rauf Denktaş, 1985'in son aylarından bugüne, Yeni Asya Yayınları arasında çıkan kitapları bulunuyor. Ayrıca Denktaş, çok meraklı bir fotoğrafçı özelliği ile de bilinmekte, fotoğraf makinasını elinden bırakmamaktaydı. Rauf Denktaş, Halkın Sesi gazetesinde yazılar yazmakta ve ART isimli televizyon kanalında Pazartesi günleri Denktaş'ın Gündemi adlı, görüşlerini anlattığı programı sunmaktaydı. Ayrıca Kurtlar Vadisi dizisinde kendisini canlandırarak konuk oyuncu olarak yer almıştır.

Rauf Denktaş'ın Ölümü

8 Ocak gecesi organ yetmezliği teşhisi ile Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi'ne kaldırılan Rauf Denktaş, tedavi gördüğü hastanede 13 Ocak 2012 tarihinde 88 yaşında vefat etti. Vefatının ardından Türkiye ve KKTC'de ulusal yas ilan edildi. 17 Ocak 2012 tarihinde, yapılan devlet töreniyle Lefkoşa'daki Cumhuriyet Parkı'nda defnedildi.


Rauf Denktaş Kitapları

1941 Saadet Sırları
1944 Ateşsiz Cehennem
1953 Criminal Cases
1955 A Handbook of Criminal Cases
1965 12'ye 5 Kala
1972 Akritas Planı
1972 A Short Discourse of Cyprus
1973 The Cyprus Problem
1981 Cyprus Triangle
1981 Gençlerle Başbaşa
İmtihan Dünyası
Yarınlar İçin
Kıbrıs Girit Olmasın
1983 Cyprus Problem in a Nutshell
1985 Kadın ve Dünya
1986 UN Speeches on Cyprus
1986 Seçenekler ve Kıbrıs Türkleri
1986 Kur'ân'dan İlhamlar
1987 Cyprus, An Indictment and Defence
1987 The Cyprus Problem 23rd Year
1988 My Vision for Cyprus
1988 Gençlere Öğütler
1989 Atatürk, Din ve Laiklik
1991 Kıbrıs'ta Bitmeyen Kavga
1991 Kıbrıs Davamız
1991 İlk Altı Ay
1991 What is the Cyprus Problem
1990-1991 A Challenge on Cyprus
1991 Denktaş As A Photographer, Images From Northern Cyprus
1992 The Cyprus Problem and the Remedy
1992 From My Album
1993 O Günler
1993 Images From Northern Cyprus
1994 Vizyon
19995 Kapılar
1996 Observations on the Cyprus Dispute
1996 Kıbrıs Meselesinde Son Durum
1996 Rum Yunan İkilisi: İstenmeyen Cumhuriyetten Nereye?
1996 Karkot Deresi
1996-2000 Rauf Denktaş'ın Hatıraları, 1964-74 (10 Cilt)

Rauf Denktaş Kimdir? Biyografisi

Rauf Denktaş - Kıbrıs
Rauf Raif Denktaş, 27 Ocak 1924 yılında Kıbrıs'ın Baf kentinde doğdu. 1,5 yaşındayken annesini kaybetti. Babası hakim Raif Bey'dir. Anneannesi ve babaannesi tarafından büyütülen Denktaş, 1930 yılında eğitim için İstanbul'a gönderildi. Arnavutköy'de ilkokuldan liseye kadar eğitim veren Fevzi Ati Lisesi'nde yatılı okumaya başladı. Ortaokuldan sonra Kıbrıs'a döndü ve 1941 yılında Lefkoşa İngiliz Okulu'ndan mezun oldu.

Mezun olmasının ardından Fazıl Küçük'ün Halkın Sesi gazetesinde yazılar yazmaya başladı. Daha sonra bir süre Gazimağusa'da tercümanlık, mahkemelerde memurluk ve İngiliz Okulu'nda öğretmenlik yaptı. 1944'te hukuk eğitimi için Lincoln's Inn'de okumak üzere İngiltere'ye gitti. 1947'de adaya döndü ve avukatlığa başladı. Sonraları savcılığa geçen Denktaş, 1956 yılında başsavcılığa kadar yükseldi.

27 Kasım 1948 tarihinde Kıbrıs Türklerinin düzenlediği ilk mitingte Fazıl Küçük ile beraber hatiplik yaptı. Halka ilk hitabını bu vesileyle ve 24 yaşındayken yaptı. Türk cemaatinin iki önemli ismi Faiz Kaymak ve Fazıl Küçük arasında ara bulucu rolünü üslenip, toplumun çıkarlarının takipçisi oldu. Faiz Kaymak'ın teklifi ve Fazıl Küçük'ün tasvibiyle Kıbrıs Türk Kurumlar Federasyonu Kongresi'nde başkanlığa seçildi. Savcılık görevinden emeklilik hakkını kazanmasına altı ay kala, İngiliz yönetimini zorlukla ikna ederek istifa etti ve cemaat sorunlarıyla uğraşmaya başladı. 1949 yılı yaz aylarında avukatlık yapmaya başladı. Yine aynı yıl Aydın Hanım'la evlendi. 1955'te terörist bir hüviyete bürünen Enosisle mücadelede ve EOKA karşısında Kıbrıs Türklerinin direnişine yön veren Denktaş, 1958 yılında hükümetteki görevinden istifa etti. Arkadaşlarıyla 1 Ağustos 1958'de Türk Mukavemet Teşkilatını (TMT) kurdu.

1958 yılında Rum tedhişçiler, Türk köylerine saldırınca, Türkler de bu olayları protesto etti. Zürih-Londra antlaşmaları öncesinde Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş, Ankara'ya Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ile görüşmeye gitti. Bu görüşmede Denktaş adaya Türk Askeri gönderilmesi teklifini dile getirdi. 1959 Zürih ve Londra Antlaşmaları ile, 1960 Antlaşmaları ve Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası'nın hazırlanmasında emeği geçti. Aynı yıl Türk Cemaat Meclisi ile İcra Komitesi Başkanlığı'na seçildi. 16 Ağustos 1960 tarihinde 650 kişilik Türk Alayı Magosa Limanı'na ayak bastı. 1963 olaylarından sonra Denktaş temaslarda bulunmak üzere Ankara'ya gitti. Temaslarını tamamlayan Denktaş bir sandalla Kıbrıs'a geçti ve Türk direnişini örgütlemeye başladı.

1964 Londra Konferansı'ndan sonra Makarios tarafından istenmeyen adam ilan edildi. Yeşilada'ya girmesi yasaklandı. Gizlice Erenköy'e çıkarak savaşa katıldı. 1967'de adaya gizlice girerken tutuklandı. Yoğun girişimler sonucu Türkiye'ye geri verildi. 1968 yılında adaya giriş yasağı kaldırıldığından Kıbrıs'a döndü.

1970 seçimlerinde Türk Cemaat Meclisi Başkanlığı'na seçildi. 28 Şubat 1973 tarihine kadar Kıbrıs Cumhurbaşkanı Muavini ve Kıbrıs Türk Yönetim Başkanı seçildi. 1974 Kıbrıs Harekâtı'nın ardından 13 Şubat 1975 tarihinde Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin ilanından sonra devlet ve meclis başkanı görevlerini de yürüten Denktaş, anayasa uyarınca 1976'da yapılan ilk genel seçimlerde devlet başkanlığına seçildi. 

1981 yılında ikinci kez devlet başkanı oldu. 15 Kasım 1983 tarihinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ilanından sonra tekrar cumhurbaşkanlığına seçildi. 22 Nisan 1990 tarihinde yapılan erken seçimde ikinci kez cumhurbaşkanı seçildi. 1995'teki seçimlerde de Cumhurbaşkanı seçildi. 2000 yılındaki seçimlerde %43.67 oranında oy aldı ve seçim ikinci tura kaldı; ama ikinci tura kalan diğer aday olan Derviş Eroğlu'nun çekilmesi üzerine seçimden galip olarak çıktı. 

2004 yılında BM genel sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs Sorunu'nun çözümü için hazırladığı Annan Planı'na karşı çıktı, buna rağmen plan Kıbrıslı Türkler tarafından kabul edilse de Kıbrıslı Rumların reddetmesi üzerine hayata geçmedi. 17 Nisan 2005 tarihinde yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmayan Rauf Denktaş, 24 Nisan'da görevi Mehmet Ali Talat'a devretti.

Politika hayatı yanı sıra, aynı zamanda yazar kimliğiyle de önemli bir şahsiyet olan Rauf Denktaş, 1985'in son aylarından bugüne, Yeni Asya Yayınları arasında çıkan kitapları bulunuyor. Ayrıca Denktaş, çok meraklı bir fotoğrafçı özelliği ile de bilinmekte, fotoğraf makinasını elinden bırakmamaktaydı. Rauf Denktaş, Halkın Sesi gazetesinde yazılar yazmakta ve ART isimli televizyon kanalında Pazartesi günleri Denktaş'ın Gündemi adlı, görüşlerini anlattığı programı sunmaktaydı. Ayrıca Kurtlar Vadisi dizisinde kendisini canlandırarak konuk oyuncu olarak yer almıştır.

Rauf Denktaş'ın Ölümü

8 Ocak gecesi organ yetmezliği teşhisi ile Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi'ne kaldırılan Rauf Denktaş, tedavi gördüğü hastanede 13 Ocak 2012 tarihinde 88 yaşında vefat etti. Vefatının ardından Türkiye ve KKTC'de ulusal yas ilan edildi. 17 Ocak 2012 tarihinde, yapılan devlet töreniyle Lefkoşa'daki Cumhuriyet Parkı'nda defnedildi.


Rauf Denktaş Kitapları

1941 Saadet Sırları
1944 Ateşsiz Cehennem
1953 Criminal Cases
1955 A Handbook of Criminal Cases
1965 12'ye 5 Kala
1972 Akritas Planı
1972 A Short Discourse of Cyprus
1973 The Cyprus Problem
1981 Cyprus Triangle
1981 Gençlerle Başbaşa
İmtihan Dünyası
Yarınlar İçin
Kıbrıs Girit Olmasın
1983 Cyprus Problem in a Nutshell
1985 Kadın ve Dünya
1986 UN Speeches on Cyprus
1986 Seçenekler ve Kıbrıs Türkleri
1986 Kur'ân'dan İlhamlar
1987 Cyprus, An Indictment and Defence
1987 The Cyprus Problem 23rd Year
1988 My Vision for Cyprus
1988 Gençlere Öğütler
1989 Atatürk, Din ve Laiklik
1991 Kıbrıs'ta Bitmeyen Kavga
1991 Kıbrıs Davamız
1991 İlk Altı Ay
1991 What is the Cyprus Problem
1990-1991 A Challenge on Cyprus
1991 Denktaş As A Photographer, Images From Northern Cyprus
1992 The Cyprus Problem and the Remedy
1992 From My Album
1993 O Günler
1993 Images From Northern Cyprus
1994 Vizyon
19995 Kapılar
1996 Observations on the Cyprus Dispute
1996 Kıbrıs Meselesinde Son Durum
1996 Rum Yunan İkilisi: İstenmeyen Cumhuriyetten Nereye?
1996 Karkot Deresi
1996-2000 Rauf Denktaş'ın Hatıraları, 1964-74 (10 Cilt)

Abidin Dino Kimdir? Biyografisi

Abidin Dino
Abidin Dino, 23 Mart 1913 yılında İstanbul'da doğdu. Divanı Muhasebat Müdürü Rasih Bey ile müzik ve edebiyatla ilgili bir hanım olan Saffet Hanım'ın oğlu olan Abidin, ailenin beşinci çocuğu idi. Doğduğu yıl ailesi Cenevre'ye, ardından Fransa'ya yerleştiğinden çocukluğu Avrupa'da geçti.

1925 yılında ailesiyle birlikte İstanbul'a dönen Abidin Dino, Robert Kolejinde öğrenim görmeye başladı. Önce babasının ve ardından annesinin ölümünden sonra sanata olan ilgisinin ağır basması nedeniyle öğrenimini yarıda bıraktı ve ağabeyi şair Arif Dino'nun desteğiyle resim, karikatür ve yazı alanında kendini geliştirmeye başladı.

İlk çizimleri Yarın gazetesinde, ilk yazıları Artist dergisinde 1930'lu yılların başında yayımlandı. Bu yıllarda Nazım Hikmet'in Sesini Kaybeden Şehir ve Bir Ölü Evi adlı kitaplarına kapak desenleri de çizdi ve kendini çok genç yaşta "ressam" olarak kabul ettirdi. Halkın Dostu Gazetesi’nde yayımlanan Atatürk’ü konu alan, çizgilerle süslü röportajı ile Atatürk’ün de beğenisini kazandı.

1933 yılında "D Grubu" adlı sanat grubunun kurucuları arasında yer aldı. Bu grubun amacı, memlekette sanatın gelişmesini ve yayılmasını sağlamak, düşünce yanı ağır basan resimler yaparak, batıdaki çağdaş akımlarla boy ölçüşecek yenilikler getirmekti.

Aynı yıl Türkiye'nin Kalbi Ankara isimli belgesel filmi çekmek için Türkiye'ye gelen Sovyetler Birliği'nin ünlü yönetmenlerinden Sergey Yutkeviç bir sergide resimlerini görüp beğendi. Yutkeviç'in filmini izleyen Atatürk, kendisinden bir Türk gencini yetiştirmesine olanak olup olmadığını sormuştu. Böylece Yutkeviç, Dino'dan dekoratör ve ressam olarak çalışmak üzere kendisiyle SSCB'ye gelmesini istedi. Dino, 1934 yılında sinema öğrenimi görmek üzere SSCB'ye gitti ve üç yıl kaldı. 3 yıl boyunca Leningrad'da Eisenstein ve Yutkeviç'in yanında makyajdan dekora, rejiden senaryoya tüm yönleriyle sinema eğitimi aldı. Yutkeviç'in yönettiği Madenciler filminde çalıştı. Bu dönemde sol fikirlerle tanıştı. 1937'de II. Dünya Savaşı nedeniyle Sovyetler Birliği tüm yabancı öğrencileri geri gönderince Leningrad'dan ayrılmak zorunda kaldı.

Dino, Sovyetler Birliği'nden sonra Londra'ya ve oradan da Paris'e gitti. İspanya'daki iç savaşta Cumhuriyetçiler safındaki uluslararası gönüllü tugaylar bünyesinde savaşmak için Paris bürosuna başvurduysa da cumhuriyetçiler açıkça kaybetmek üzere olduğundan kabul edilmedi. 1937'de yerleştiği Paris'te ressam ve dekoratör olarak film çekim çalışmalarında bulundu. Gertrude Stein, Tristan Tzara, Eisenstein, Andre Malraux ve Pablo Picasso gibi dönemin önde gelen sanatçılarıyla dostluklar kurdu.

Abidin Dino, 1939 yılında Türkiye'ye döndü, 1941'de arkadaşlarıyla Yeniler Grubu'nu oluşturdu. Grubun açtığı ve Liman çevresindeki balıkçıları konu alan sergi, büyük ilgi uyandırdı.

Dino, çizgi ve desenlerin ön plana çıktığı resimlerinde işçi ve köylü tiplerini özgün bir üslupla işledi. Başlangıçta Picasso'nun etkisinde kalan sanatçı, daha sonraları yapıtlarında özgün ve yerel bir senteze ulaştı.

Çeşitli dergilerde çizgi ve yazılarıyla halktan yana, gerçekçi bir sanat görüşünü savundu. İlk sayısı 18 Kasım 1938 tarihinde ''SES'' çıkmasına büyük katkı veren sanatçı, bu derginin kapanmasından sonra pek çok başka dergi çıkardı. Amacı, faşizm ile mücadelede mümkün olduğunca çok kişiyi harekete geçirmekti. Türkiye Komünist Partisi'nin önemli üyelerinden birisi oldu.

Liman Sergisi'nin açıldığı 1941 yılında Abidin Dino, siyasi nedenlerle önce Mecitözü'ne (Çorum), sonra Adana'ya sürgüne gönderildi. Adana'da Türk Sözü gazetesini yönetti. "Kel" adlı bir oyun yazdı, ancak oyun hemen toplatıldı. Çukurova'nın pamuk işçilerini konu alan resimler yaptı ve heykel ile ilgilenmeye başladı. 

Abidin Dino, 1943 yılında yazar ve dil bilimci Güzin Dikel ile evlendi. Sürgün sona erince İstanbul'a döndü. 1950'de "Çingeneler" adlı filmin senaryosunu yazdı, senaryo yasaklandı.

1952'de yurt dışına çıkış yasağı kalkınca kesin olarak Paris'e yerleşti. 1954'ten itbiaren 8 yıl boyunca Paris'teki Mayıs Salonu sergilerine katıldı. Fransa, Cezayir, Amerika gibi değişik ülkelerde sergiler açtı. Fransa Plastik Sanatlar Birliği onur başkanlığı New York Dünya Sanat Sergisi danışmanlığı gibi görevlerde bulundu.

İşkence, Atom Korkusu, Savaş ve Barış, Çıplaklar, Dört Kent, Dağ-Deniz gibi birçok yapıtı çeşitli galeri, müze ve koleksiyonlarda yer aldı.

1966'da yönettiği Dünya Futbol Kupası'nı konu alan "Gol" adlı belgesel filmle İngiliz Film ve Televizyon Sanatları Akademisi tarafından yönetmen Robert Joseph Flaherty anısına verilen belgesel film ödülünü aldı.

1968 öğrenci olayları sırasında Paris sokaklarında yürüyüşlere, toplantılara katıldı, sokaklardaki etkinlikleri çizdi. Türkiye'deki ilk kişisel sergisini 1969 yılında açarak Paris çalışmalarının bir bölümünü gösterdi.

1979 yılında Fransız Plastik Sanatlar Birliği"nin Onursal Başkanlığı'na seçildi, 1989'da Fransız Kültür Bakanlığı’nın Sanat ve Edebiyat Altın Şövalye Nişanı ile ödüllendirildi.

Zaman zaman Türkiye'de kişisel sergiler açan Abidin Dino'nun sergileri arasında "Eller, Parmaklar, Acılar, Acayipler, Tedirginler, Domatesler" başlıklı sergisi (1984, İstanbul) ve "Bu Dünya Sergisi" (1987, İstanbul) vardır. El motiflerinden oluşan heykeli 1993'te Maçka'ya yerleştirildi. Aynı yıl, 'Biçimden Öte' ve 'Acıyı Çizmek' adlı kitaplarını yayımladı.


Abidin Dino, tiroid kanseri nedeniyle 7 Aralık 1993 tarihinde Paris'te yaşamını yitirdi. Cenazesi İstanbul'a getirilerek Aşiyan'daki aile mezarlığında toprağa verildi.

Abidin Dino Kitapları

Kısa Hayat Öyküm
Sensiz Her şey Renksiz
Sinan - Bir Düşsel Yaşam öyküsü
Yeditepe Öyküleri
Nazım Üstüne

Abidin Dino Kimdir? Biyografisi

Abidin Dino
Abidin Dino, 23 Mart 1913 yılında İstanbul'da doğdu. Divanı Muhasebat Müdürü Rasih Bey ile müzik ve edebiyatla ilgili bir hanım olan Saffet Hanım'ın oğlu olan Abidin, ailenin beşinci çocuğu idi. Doğduğu yıl ailesi Cenevre'ye, ardından Fransa'ya yerleştiğinden çocukluğu Avrupa'da geçti.

1925 yılında ailesiyle birlikte İstanbul'a dönen Abidin Dino, Robert Kolejinde öğrenim görmeye başladı. Önce babasının ve ardından annesinin ölümünden sonra sanata olan ilgisinin ağır basması nedeniyle öğrenimini yarıda bıraktı ve ağabeyi şair Arif Dino'nun desteğiyle resim, karikatür ve yazı alanında kendini geliştirmeye başladı.

İlk çizimleri Yarın gazetesinde, ilk yazıları Artist dergisinde 1930'lu yılların başında yayımlandı. Bu yıllarda Nazım Hikmet'in Sesini Kaybeden Şehir ve Bir Ölü Evi adlı kitaplarına kapak desenleri de çizdi ve kendini çok genç yaşta "ressam" olarak kabul ettirdi. Halkın Dostu Gazetesi’nde yayımlanan Atatürk’ü konu alan, çizgilerle süslü röportajı ile Atatürk’ün de beğenisini kazandı.

1933 yılında "D Grubu" adlı sanat grubunun kurucuları arasında yer aldı. Bu grubun amacı, memlekette sanatın gelişmesini ve yayılmasını sağlamak, düşünce yanı ağır basan resimler yaparak, batıdaki çağdaş akımlarla boy ölçüşecek yenilikler getirmekti.

Aynı yıl Türkiye'nin Kalbi Ankara isimli belgesel filmi çekmek için Türkiye'ye gelen Sovyetler Birliği'nin ünlü yönetmenlerinden Sergey Yutkeviç bir sergide resimlerini görüp beğendi. Yutkeviç'in filmini izleyen Atatürk, kendisinden bir Türk gencini yetiştirmesine olanak olup olmadığını sormuştu. Böylece Yutkeviç, Dino'dan dekoratör ve ressam olarak çalışmak üzere kendisiyle SSCB'ye gelmesini istedi. Dino, 1934 yılında sinema öğrenimi görmek üzere SSCB'ye gitti ve üç yıl kaldı. 3 yıl boyunca Leningrad'da Eisenstein ve Yutkeviç'in yanında makyajdan dekora, rejiden senaryoya tüm yönleriyle sinema eğitimi aldı. Yutkeviç'in yönettiği Madenciler filminde çalıştı. Bu dönemde sol fikirlerle tanıştı. 1937'de II. Dünya Savaşı nedeniyle Sovyetler Birliği tüm yabancı öğrencileri geri gönderince Leningrad'dan ayrılmak zorunda kaldı.

Dino, Sovyetler Birliği'nden sonra Londra'ya ve oradan da Paris'e gitti. İspanya'daki iç savaşta Cumhuriyetçiler safındaki uluslararası gönüllü tugaylar bünyesinde savaşmak için Paris bürosuna başvurduysa da cumhuriyetçiler açıkça kaybetmek üzere olduğundan kabul edilmedi. 1937'de yerleştiği Paris'te ressam ve dekoratör olarak film çekim çalışmalarında bulundu. Gertrude Stein, Tristan Tzara, Eisenstein, Andre Malraux ve Pablo Picasso gibi dönemin önde gelen sanatçılarıyla dostluklar kurdu.

Abidin Dino, 1939 yılında Türkiye'ye döndü, 1941'de arkadaşlarıyla Yeniler Grubu'nu oluşturdu. Grubun açtığı ve Liman çevresindeki balıkçıları konu alan sergi, büyük ilgi uyandırdı.

Dino, çizgi ve desenlerin ön plana çıktığı resimlerinde işçi ve köylü tiplerini özgün bir üslupla işledi. Başlangıçta Picasso'nun etkisinde kalan sanatçı, daha sonraları yapıtlarında özgün ve yerel bir senteze ulaştı.

Çeşitli dergilerde çizgi ve yazılarıyla halktan yana, gerçekçi bir sanat görüşünü savundu. İlk sayısı 18 Kasım 1938 tarihinde ''SES'' çıkmasına büyük katkı veren sanatçı, bu derginin kapanmasından sonra pek çok başka dergi çıkardı. Amacı, faşizm ile mücadelede mümkün olduğunca çok kişiyi harekete geçirmekti. Türkiye Komünist Partisi'nin önemli üyelerinden birisi oldu.

Liman Sergisi'nin açıldığı 1941 yılında Abidin Dino, siyasi nedenlerle önce Mecitözü'ne (Çorum), sonra Adana'ya sürgüne gönderildi. Adana'da Türk Sözü gazetesini yönetti. "Kel" adlı bir oyun yazdı, ancak oyun hemen toplatıldı. Çukurova'nın pamuk işçilerini konu alan resimler yaptı ve heykel ile ilgilenmeye başladı. 

Abidin Dino, 1943 yılında yazar ve dil bilimci Güzin Dikel ile evlendi. Sürgün sona erince İstanbul'a döndü. 1950'de "Çingeneler" adlı filmin senaryosunu yazdı, senaryo yasaklandı.

1952'de yurt dışına çıkış yasağı kalkınca kesin olarak Paris'e yerleşti. 1954'ten itbiaren 8 yıl boyunca Paris'teki Mayıs Salonu sergilerine katıldı. Fransa, Cezayir, Amerika gibi değişik ülkelerde sergiler açtı. Fransa Plastik Sanatlar Birliği onur başkanlığı New York Dünya Sanat Sergisi danışmanlığı gibi görevlerde bulundu.

İşkence, Atom Korkusu, Savaş ve Barış, Çıplaklar, Dört Kent, Dağ-Deniz gibi birçok yapıtı çeşitli galeri, müze ve koleksiyonlarda yer aldı.

1966'da yönettiği Dünya Futbol Kupası'nı konu alan "Gol" adlı belgesel filmle İngiliz Film ve Televizyon Sanatları Akademisi tarafından yönetmen Robert Joseph Flaherty anısına verilen belgesel film ödülünü aldı.

1968 öğrenci olayları sırasında Paris sokaklarında yürüyüşlere, toplantılara katıldı, sokaklardaki etkinlikleri çizdi. Türkiye'deki ilk kişisel sergisini 1969 yılında açarak Paris çalışmalarının bir bölümünü gösterdi.

1979 yılında Fransız Plastik Sanatlar Birliği"nin Onursal Başkanlığı'na seçildi, 1989'da Fransız Kültür Bakanlığı’nın Sanat ve Edebiyat Altın Şövalye Nişanı ile ödüllendirildi.

Zaman zaman Türkiye'de kişisel sergiler açan Abidin Dino'nun sergileri arasında "Eller, Parmaklar, Acılar, Acayipler, Tedirginler, Domatesler" başlıklı sergisi (1984, İstanbul) ve "Bu Dünya Sergisi" (1987, İstanbul) vardır. El motiflerinden oluşan heykeli 1993'te Maçka'ya yerleştirildi. Aynı yıl, 'Biçimden Öte' ve 'Acıyı Çizmek' adlı kitaplarını yayımladı.


Abidin Dino, tiroid kanseri nedeniyle 7 Aralık 1993 tarihinde Paris'te yaşamını yitirdi. Cenazesi İstanbul'a getirilerek Aşiyan'daki aile mezarlığında toprağa verildi.

Abidin Dino Kitapları

Kısa Hayat Öyküm
Sensiz Her şey Renksiz
Sinan - Bir Düşsel Yaşam öyküsü
Yeditepe Öyküleri
Nazım Üstüne

Ahmet Rasim Kimdir? Biyografisi

Ahmet Rasim
Ahmet Rasim, 1864 yılında İstanbul'da Fatih’in Sarıgüzel mahallesinde doğdu. Babası Menteşeoğulları'ndan Kıbrıslı Bahaeddin Efendi, annesi Nevbahar Hanım’dır. Babası kendisi doğmadan evvel ailesini terk ettiği için Nevbahar Hanım onu tek başına yetiştirdi. 1875 yılında başladığı Darüşşafaka'da edebiyatla tanıştı. Bu okulda bestekâr Mehmet Zekai Dede’den müzik dersleri de aldı. Kendi çabasıyla Fransızca öğrendi. Eğitimini 1883 yılında birincilikle bitirdi.

Okulu bitirdikten sonra diğer Darüşşafaka mezunları gibi Posta ve Telgraf Nezareti'nde memur oldu. Bu kurumda kısa bir süre kâtiplik yaptı. Memuriyet hayatının ilk aylarında Sadberk Hanım ile evlendi; 1902 yılında eşinin ölümüne kadar süren bu evlilikten 4 oğlu, 2 kızı oldu.

Memuriyet hayatını benimsemeyen ve hayatını yazar olarak kazanmak isteyen Ahmet Rasim’in ilk yazısı Ahmet Mithat Efendi’nin Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yayımlandı. Bu, “Yolcu” başlıklı bir tercüme yazı idi. Ardından dönemin ünlü gazetecisi Baba Tahir vasıtasıyla Ceride-i Havadis’te fenni konularla ilgili yazı ve tercümeler yayımlamaya başladı. Bir süre Mekteb-i Behrami adlı okulda ve Komonto Musevi okulunda öğretmenlik yaptı. Ahmet Mithat’tan gördüğü teşvik sayesinde 1885’ten sonra kendisini tamamen gazeteciliğe verdi.

Yayın hayatına 1891’de başlayan Servet-i Fünun dergisinde fen konularındaki yazılarının yanında, tefrik halinde romanlarını da çıkarma imkanı buldu. Leyal-i Izdırap, Meşak-ı Hayat ve Afife burada yayınlandı. Ancak Servet-i Fünun yazarlarının genel edebi çizgisini benimsemedi. O, Ahmet Cevdet Paşa ve Ahmet Mithat Efendi’nin doğu ve batı edebiyatının olumlu yanlarını sentez haline getirmeyi amaçlayan edebi anlayışını benimsemişti.

1908 yılında Hüseyin Rahmi Gürpınar ile birlikte 37 sayı süren ''Boşboğaz ile Güllâbi'' adlı bir mizah gazetesi çıkaran Ahmet Rasim, gazeteciliği Malumat, Sabah, Sebat, Güneş, Maarif, Resimli Gazete, Mecmuai Ebüzziya, Türk Yurdu, Yeni Mecmua, Resimli Ay, İkdam, Boşboğaz, Basiret, Tasvir-i Efkar, Vakit, Akşam, Cumhuriyet gazete ve dergilerindeki yazılarıyla sürdürdü. Bunun yanında Gülşen, Sebât, Hamiyyet, Şafak, Servet, Tanîn, Envâr-ı Zekâ, Maarif, Resimli Gazete, Hazine-i Fünûn, Mektep, Pul, Fen ve Edep, İrtika, Surâ-yı Ümmet, Donanma, Resimli Kitap, Musavver, Muhit gibi dergilere gerçek adıyla, Hanımlara Mahsus Malûmât’ta ise “Leyla Feride" adını kullanarak yazılar göndermistir.

1898 yılında Alman İmparatoru II. Wilhelm'in Suriye gezisi sırasında Malûmat gazetesi tarafından Suriye'ye, 1916 yılında da Sabah gazetesince harp muhabiri olarak Romanya cephesine gönderildi.

Bu arada okullar için yazdığı tarih, dil bilgisi, imlâ ve aritmetik gibi çeşitli konulardaki eserlerini kitap halinde bastırdı. Menâkıb-ı İslâm adlı kitabı dolayısıyla II. Abdülhamit'ten Mecîdî nişanı aldı. Şiir, hikaye ve roman alanlarında eserler verdiyse de onu günümüze ulaştıran "Şehir Mektupları", "Eşkâl-i Zaman", "Cidd-ü Mizah", "Gülüp Ağladıklarım" gibi inceleme, araştırma ve gözleme dayanan yazıları oldu.

Müzik alanında da eserler veren sanatçı, besteleri de kendisine ait olan pek çok şarkı sözü yazdı. Yakın dostu müzisyen Tatyos Efendi’nin bestelediği uşşak makamındaki “Bu akşam gün batarken / Sakın geç kalma, erken gel” dizeleri ile başlayan güftesi günümüze kadar gelen eserlerindendir.

1927'de Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’in referansıyla İstanbul milletvekili oldu ve TBMM'nin üçüncü ve dördüncü dönemlerinde milletvekilliği yaptı. Ancak sağlık sorunları yüzünden meclis oturumlarına bile katılmadı. 

Ahmet Rasim, 21 Eylül 1932 tarihinde Heybeliada'daki evinde hayatını yitirdi. Cenazesi, Heybeliada’daki Abbaspaşa Mezarlığı’na gömüldü.

İstanbul Fatih Karagümrük'te 1938-1939 öğretim yılında kurulan Karagümrük Ortaokulu'nun adı 1965-1966'da Ahmet Rasim Ortaokulu olarak değiştirilmiştir. Okul 1988-1989'dan itibaren Ahmet Rasim Lisesi adını almıştır


Ahmet Rasim Eserleri (Bazıları)

Ahmet Rasim Romanları ve Hikayeleri

1890 İlk Sevgi
1891 Bir Sefilenin Evrak-ı Metrukesi
1891 Güzel Eleni
1891 Mesakk-ı Hayat
1891 Leyâl-i Izdırap
1891 Mehalik-i Hayat
1891 Endişe-i Hayat
1891 Meyl-i Dil
1891 Tecârib-i Hayat
1892 Afife
1893 Mektep Arkadaşım
1893 Tecrübesiz Aşk
1893 Numune-i Hayal
1894 Biçare Genç
1895 Sevda-yı Sermedî
1896 Gam-ı Hicran
1897 Asker Oglu
1897 Nâkâm
1898 Ülfet (Hamamcı Ülfet)
1909 Belki Ben Aldanıyorum
1922 İki Güzel Günahkâr
1823 İki Günahsız Sevda


Tarihi Kitapları

1888 Arapların Terakkiyat-ı Medeniyesi - 2 cilt
1887 Tarih-i Muhtasar-ı Beser
1887-1889 Eski Romalılar - 3 cilt
1887 Terakkiyat-ı İlmiye ve Medeniye
1910-1912 Resimli ve Haritalı Osmanlı Tarihi - 4 cilt
1916 İki Hatırat, Üç Şahsiyet
1924 İstibdattan Hakimiyet-i Milliyeye - 2 cilt


Okul Kitapları

1888 Yeni Usul Sarf-ı Farisî
1889 Küçük Tarih-i İslâm
1889 Küçük Tarih-i Osmanî, 2 c.
1889 Yeni Usul Muallim-i Sarf, 3 c.
1890 Osmanlı Tarihi
1890 Hesab-ı Tedricî
1890 İmlâ-yı Osmanî
1893 Hesap Kitabı, 2 c.
1894 Sarf-ı İptidaî
1894 Küçük Hıfzıssıhh
1895 Amelî ve Nazarî Talim-i Lisan-ı Osmanî
1903 Elifba
1903 Elifbadan Sonra
1907 Yeni Usul Muhtasar Sarf-ı Türkî
1913 Resimli Küçük Tarih-i Osmanî
1924 Yeni Sarf Dersleri II
1927 Doğru Usul-ı Kıraat III

Müptedi

Diğer Eserleri

1885 Bedayi-i Keşfiyat ve İhtiraat-ı Beşeriyeden Fonograf
1885 Elektrikiyet-i Sakine
1886 Cümel-i Hikemiye-i Osmaniye
1887 Elektrik
1887 Teşekkül-i Cihan Hakkında Fikr-i İcmalî
1887 Garaib-i Âdat-ı Akvam
1889 Hazine-i Mekâtip yahut Mükemmel Münşeat
1894 Gecelerim (anı)
1897-1900 Ömr-i Edebî - 4 cilt
1910 Hanım
1917 Romanya Mektupları (gezi yazısı)
1922 Eski Maceralardan Fuhş-i Atik (anı) - 2 cilt
1924 Muharrir, Şair, Edip (
anı)
1927 Falaka (
anı)
1927 Matbuat Tarihine Medhal: İlk Büyük Muharrirlerden Şinasi (monografi)

Ahmet Rasim Kimdir? Biyografisi

Ahmet Rasim
Ahmet Rasim, 1864 yılında İstanbul'da Fatih’in Sarıgüzel mahallesinde doğdu. Babası Menteşeoğulları'ndan Kıbrıslı Bahaeddin Efendi, annesi Nevbahar Hanım’dır. Babası kendisi doğmadan evvel ailesini terk ettiği için Nevbahar Hanım onu tek başına yetiştirdi. 1875 yılında başladığı Darüşşafaka'da edebiyatla tanıştı. Bu okulda bestekâr Mehmet Zekai Dede’den müzik dersleri de aldı. Kendi çabasıyla Fransızca öğrendi. Eğitimini 1883 yılında birincilikle bitirdi.

Okulu bitirdikten sonra diğer Darüşşafaka mezunları gibi Posta ve Telgraf Nezareti'nde memur oldu. Bu kurumda kısa bir süre kâtiplik yaptı. Memuriyet hayatının ilk aylarında Sadberk Hanım ile evlendi; 1902 yılında eşinin ölümüne kadar süren bu evlilikten 4 oğlu, 2 kızı oldu.

Memuriyet hayatını benimsemeyen ve hayatını yazar olarak kazanmak isteyen Ahmet Rasim’in ilk yazısı Ahmet Mithat Efendi’nin Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yayımlandı. Bu, “Yolcu” başlıklı bir tercüme yazı idi. Ardından dönemin ünlü gazetecisi Baba Tahir vasıtasıyla Ceride-i Havadis’te fenni konularla ilgili yazı ve tercümeler yayımlamaya başladı. Bir süre Mekteb-i Behrami adlı okulda ve Komonto Musevi okulunda öğretmenlik yaptı. Ahmet Mithat’tan gördüğü teşvik sayesinde 1885’ten sonra kendisini tamamen gazeteciliğe verdi.

Yayın hayatına 1891’de başlayan Servet-i Fünun dergisinde fen konularındaki yazılarının yanında, tefrik halinde romanlarını da çıkarma imkanı buldu. Leyal-i Izdırap, Meşak-ı Hayat ve Afife burada yayınlandı. Ancak Servet-i Fünun yazarlarının genel edebi çizgisini benimsemedi. O, Ahmet Cevdet Paşa ve Ahmet Mithat Efendi’nin doğu ve batı edebiyatının olumlu yanlarını sentez haline getirmeyi amaçlayan edebi anlayışını benimsemişti.

1908 yılında Hüseyin Rahmi Gürpınar ile birlikte 37 sayı süren ''Boşboğaz ile Güllâbi'' adlı bir mizah gazetesi çıkaran Ahmet Rasim, gazeteciliği Malumat, Sabah, Sebat, Güneş, Maarif, Resimli Gazete, Mecmuai Ebüzziya, Türk Yurdu, Yeni Mecmua, Resimli Ay, İkdam, Boşboğaz, Basiret, Tasvir-i Efkar, Vakit, Akşam, Cumhuriyet gazete ve dergilerindeki yazılarıyla sürdürdü. Bunun yanında Gülşen, Sebât, Hamiyyet, Şafak, Servet, Tanîn, Envâr-ı Zekâ, Maarif, Resimli Gazete, Hazine-i Fünûn, Mektep, Pul, Fen ve Edep, İrtika, Surâ-yı Ümmet, Donanma, Resimli Kitap, Musavver, Muhit gibi dergilere gerçek adıyla, Hanımlara Mahsus Malûmât’ta ise “Leyla Feride" adını kullanarak yazılar göndermistir.

1898 yılında Alman İmparatoru II. Wilhelm'in Suriye gezisi sırasında Malûmat gazetesi tarafından Suriye'ye, 1916 yılında da Sabah gazetesince harp muhabiri olarak Romanya cephesine gönderildi.

Bu arada okullar için yazdığı tarih, dil bilgisi, imlâ ve aritmetik gibi çeşitli konulardaki eserlerini kitap halinde bastırdı. Menâkıb-ı İslâm adlı kitabı dolayısıyla II. Abdülhamit'ten Mecîdî nişanı aldı. Şiir, hikaye ve roman alanlarında eserler verdiyse de onu günümüze ulaştıran "Şehir Mektupları", "Eşkâl-i Zaman", "Cidd-ü Mizah", "Gülüp Ağladıklarım" gibi inceleme, araştırma ve gözleme dayanan yazıları oldu.

Müzik alanında da eserler veren sanatçı, besteleri de kendisine ait olan pek çok şarkı sözü yazdı. Yakın dostu müzisyen Tatyos Efendi’nin bestelediği uşşak makamındaki “Bu akşam gün batarken / Sakın geç kalma, erken gel” dizeleri ile başlayan güftesi günümüze kadar gelen eserlerindendir.

1927'de Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’in referansıyla İstanbul milletvekili oldu ve TBMM'nin üçüncü ve dördüncü dönemlerinde milletvekilliği yaptı. Ancak sağlık sorunları yüzünden meclis oturumlarına bile katılmadı. 

Ahmet Rasim, 21 Eylül 1932 tarihinde Heybeliada'daki evinde hayatını yitirdi. Cenazesi, Heybeliada’daki Abbaspaşa Mezarlığı’na gömüldü.

İstanbul Fatih Karagümrük'te 1938-1939 öğretim yılında kurulan Karagümrük Ortaokulu'nun adı 1965-1966'da Ahmet Rasim Ortaokulu olarak değiştirilmiştir. Okul 1988-1989'dan itibaren Ahmet Rasim Lisesi adını almıştır


Ahmet Rasim Eserleri (Bazıları)

Ahmet Rasim Romanları ve Hikayeleri

1890 İlk Sevgi
1891 Bir Sefilenin Evrak-ı Metrukesi
1891 Güzel Eleni
1891 Mesakk-ı Hayat
1891 Leyâl-i Izdırap
1891 Mehalik-i Hayat
1891 Endişe-i Hayat
1891 Meyl-i Dil
1891 Tecârib-i Hayat
1892 Afife
1893 Mektep Arkadaşım
1893 Tecrübesiz Aşk
1893 Numune-i Hayal
1894 Biçare Genç
1895 Sevda-yı Sermedî
1896 Gam-ı Hicran
1897 Asker Oglu
1897 Nâkâm
1898 Ülfet (Hamamcı Ülfet)
1909 Belki Ben Aldanıyorum
1922 İki Güzel Günahkâr
1823 İki Günahsız Sevda


Tarihi Kitapları

1888 Arapların Terakkiyat-ı Medeniyesi - 2 cilt
1887 Tarih-i Muhtasar-ı Beser
1887-1889 Eski Romalılar - 3 cilt
1887 Terakkiyat-ı İlmiye ve Medeniye
1910-1912 Resimli ve Haritalı Osmanlı Tarihi - 4 cilt
1916 İki Hatırat, Üç Şahsiyet
1924 İstibdattan Hakimiyet-i Milliyeye - 2 cilt


Okul Kitapları

1888 Yeni Usul Sarf-ı Farisî
1889 Küçük Tarih-i İslâm
1889 Küçük Tarih-i Osmanî, 2 c.
1889 Yeni Usul Muallim-i Sarf, 3 c.
1890 Osmanlı Tarihi
1890 Hesab-ı Tedricî
1890 İmlâ-yı Osmanî
1893 Hesap Kitabı, 2 c.
1894 Sarf-ı İptidaî
1894 Küçük Hıfzıssıhh
1895 Amelî ve Nazarî Talim-i Lisan-ı Osmanî
1903 Elifba
1903 Elifbadan Sonra
1907 Yeni Usul Muhtasar Sarf-ı Türkî
1913 Resimli Küçük Tarih-i Osmanî
1924 Yeni Sarf Dersleri II
1927 Doğru Usul-ı Kıraat III

Müptedi

Diğer Eserleri

1885 Bedayi-i Keşfiyat ve İhtiraat-ı Beşeriyeden Fonograf
1885 Elektrikiyet-i Sakine
1886 Cümel-i Hikemiye-i Osmaniye
1887 Elektrik
1887 Teşekkül-i Cihan Hakkında Fikr-i İcmalî
1887 Garaib-i Âdat-ı Akvam
1889 Hazine-i Mekâtip yahut Mükemmel Münşeat
1894 Gecelerim (anı)
1897-1900 Ömr-i Edebî - 4 cilt
1910 Hanım
1917 Romanya Mektupları (gezi yazısı)
1922 Eski Maceralardan Fuhş-i Atik (anı) - 2 cilt
1924 Muharrir, Şair, Edip (
anı)
1927 Falaka (
anı)
1927 Matbuat Tarihine Medhal: İlk Büyük Muharrirlerden Şinasi (monografi)

Hasan Basri Çantay Kimdir? Biyografisi

Hasan Basri Çantay
Hasan Basri Çantay, 18 Kasım 1887 yılında Balıkesir'de doğdu. Babası, tüccar ve ulama Çantayoğlu Halil Cenabi Efendi; annesi ise Sincanoğulları ailesinden Kepsutlu Hatice Hanım'dır. 1903 yılında Balıkesir idadisi 4. sınıfındayken babası vefat eden Hasan Basri, annesi ve 3 kız kardeşinin geçimini sağlamak üzere okulunu yarım bırakarak nafia dairesi, tahrirat kaleminde görev alarak memuriyet hayatına atıldı.

Mutasarrıf Ömer Ali Bey'in desteği sayesinde memuriyet hayatını sürdürürken babasının dostu Ahmet Naci Efendi’den ders alarak eğitimine devam etme fırsatı buldu. Daha sonra valilik yazı işlerinde görev yaparken öğrenimine devam etti ve bir yandan da edebiyat ve felsefeyle meşgul oldu, makaleler yazıp tercümeler yaptı. Arapça ve Farsça öğrendi, maliye ve iktisat dersleri aldı.

Meşrutiyet'in ilk yıllarında Balıkesir’de "Nasihat" ve ''Balıkesir'' adlı iki gazete çıkardı. 1909 yılında İstanbul’da Sirat-ı Müstakim Dergisi’nin idare merkezinde Mehmet Akif ile tanıştı. 1911’de Balıkesir Gazetesi’ni çıkarmayı matbaanın sahibi Cemil Efendi’ye bıraktı; kendisi gazeteciliğe " Yıldırım Gazetesi" ve "Karesi" gazetelerini çıkararak devam etti; I. Dünya Savaşı sonlarına doğru, Ses Gazetesi'ni çıkardı. Bu gazetede yayımladığı bağımsız yazılarla Kurtuluş Savaşı'na kalemiyle destek verdi. Mehmet Akif Ersoy, onun daveti üzerine İstanbul’dan gelerek Zağnos Paşa Camii’ndeki ünlü vaazı verdi.

Hasan Basri, İzmir Redd-i İlhak Cemiyeti kongresine katılacak delegeler arasında yer aldı. Kongreye katılmak için Balıkesir’den ayrıldığı sırada, padişah Mehmet Vahdettin'e açıktan hücum eden yazıları nedeniyle gazetesinin kapatılması ve tutuklanması emri çıktı. Balıkesir’e dönmeyerek Burhaniye, Kepsut ve Dursunbey’de 9 ay sürecek bir kaçaklık dönemi yaşadı. Bu arada köy ve kasabaları dolaşarak, halk içinde, vatan savunması yolunda bir milli birlik sağlama ve milli şuur uyandırma gayreti içinde bulundu.

Sürgün ve kaçaklık dönemi, Gazi Mustafa Kemal'in Ankara'ya gelmesiyle ve kendisinin de Balıkesir'e dönmesiyle son buldu. Karesi Milletvekili olarak Millet Meclisi'ne seçildi. Hiçbir gruba girmeyip bağımsız olarak kaldı. 3 yıl Ankara’da Taceddin Dergahı’nda Mehmet Akif ile birlikte yaşadı. Israrları ile Mehmet Akif'i, "İstiklâl Marşı"nı yazmaya ikna etti. Akifname adlı eserinde İstiklal Marşı’nın yazılış öyküsünü “Milli İstiklal Marşı Nasıl Yazıldı? Nasıl Kabul Edildi?” başlığı altında ayrıntılarıyla anlattı.

Büyük Millet Meclisi'nin birinci dönemi sonunda tekrar Balıkesir'e dönen Hasan Basri Bey, okullarda edebiyat öğretmenliği ve Çocuk Yuvası Müdürlüğü yaptı. Mahalli gazetelerde yazı yazdı. 1928 senesinde rahatsızlığı sebebiyle emekliye ayrıldı. Ziraat ve ticaretle uğraştı; bir hukuk bürosunda avukatlık yaptı. 1936’da dostu Mehmet Akif’in ölümü üzerine onunla ilgili hatıralarını Balıkesir’de çıkan Türk Dili Gazetesi’nde yayınladı.

Bir ara İstanbul İmam Hatip Okulu’nda öğretmenlik yapan Hasan Basri Çantay, 1950’den itibaren İslam dininin yaşanması, öğretilmesi ile ilgili faaliyetlere katıldı.

Ülkemizde yapılan ilk meal çalısmalarından olan “Kur’an-ı Hakim ve Meal-i Kerim” adlı 3 ciltlik eserinin ilk cildini 1952’de, ikinci ve üçüncü ciltleri 1953’de yayımladı. Eser, peşpeşe basılarak 1984 tarihinde 13. baskıya ulaştı. 1993’te başka bir yayınevi tarafından biri 3, diğeri tek cilt olmak üzere iki farklı baskısı daha yapıldı. Eserin gelirini Balıkesir’de kendi adına yaptırılan camiye harcadı.

Ömrünün son yıllarını dinî, ilmî, edebî araştırmalara veren Hasan Basri, şiir ve musiki ile de ilgilenmiş, çeşitli besteler yapmıştır. Şiirlerinde, Basri, Hüzni, Serseri, Aşık Hasan mahlaslarını kullanmıştır. 
Hasan Basri Çantay, 3 Aralık 1964 tarihinde İstanbul'da vefat etti.  Fatih Camii'nde kılınan namazdan sonra Edirnekapı Şehitliği'ne defnedildi. 1971’de toprağa verildiği yerden çevre yolu geçtiği için mezarının yeri değiştirildi; hayattayken çok sevdiği Mehmet Akif Ersoy ile Babanzade Ahmet Naim Efendi’nin kabri yakınlarına defnedildi.

Balıkesir'de bir mahalleye Hasan Basri Çantay adı verildi.

Cumhuriyet"in kurucularına verilen "yeşil-kırmızı şeritli İstiklal Madalyası" sahibidir.

Ölümünden sonra oğlu Mürşit Çantay, babasının Âkif hakkındaki yazılarını "Âkifname" adıyla, şiirlerini ise "Babamın Şiirleri" adıyla kitaplaştırmıştır.

Mehmet Akif Ersoy, 1922 yılında Bursa'nın Yunanlılar tarafından işgal edildiği duyumu üzerine isyanını dile getirdiği ''Bülbül'' adlı şiirini, “Basri oğlumuza…” notuyla Hasan Basri Çantay'a ithaf etmiştir.

Hasan Basri Çantay Eserleri

Mektebli Yavrularıma
1922 Müslümanlıkta Himâye-i Etfâl
Ülkü Edebiyâtı
Fıkh-ı Ekber Tercümesi
1939 Zeka Demetleri
Kur’ân-ı Hakîm ve Meâl-i Kerîm
Kara Günler ve İbret Levhaları
The Straight Path of İslâm adlı kitabın İslamiyet Bölümü
Hadisler (On Kere Kırk Hadis)
Babamın Şiirleri

Hasan Basri Çantay Kimdir? Biyografisi

Hasan Basri Çantay
Hasan Basri Çantay, 18 Kasım 1887 yılında Balıkesir'de doğdu. Babası, tüccar ve ulama Çantayoğlu Halil Cenabi Efendi; annesi ise Sincanoğulları ailesinden Kepsutlu Hatice Hanım'dır. 1903 yılında Balıkesir idadisi 4. sınıfındayken babası vefat eden Hasan Basri, annesi ve 3 kız kardeşinin geçimini sağlamak üzere okulunu yarım bırakarak nafia dairesi, tahrirat kaleminde görev alarak memuriyet hayatına atıldı.

Mutasarrıf Ömer Ali Bey'in desteği sayesinde memuriyet hayatını sürdürürken babasının dostu Ahmet Naci Efendi’den ders alarak eğitimine devam etme fırsatı buldu. Daha sonra valilik yazı işlerinde görev yaparken öğrenimine devam etti ve bir yandan da edebiyat ve felsefeyle meşgul oldu, makaleler yazıp tercümeler yaptı. Arapça ve Farsça öğrendi, maliye ve iktisat dersleri aldı.

Meşrutiyet'in ilk yıllarında Balıkesir’de "Nasihat" ve ''Balıkesir'' adlı iki gazete çıkardı. 1909 yılında İstanbul’da Sirat-ı Müstakim Dergisi’nin idare merkezinde Mehmet Akif ile tanıştı. 1911’de Balıkesir Gazetesi’ni çıkarmayı matbaanın sahibi Cemil Efendi’ye bıraktı; kendisi gazeteciliğe " Yıldırım Gazetesi" ve "Karesi" gazetelerini çıkararak devam etti; I. Dünya Savaşı sonlarına doğru, Ses Gazetesi'ni çıkardı. Bu gazetede yayımladığı bağımsız yazılarla Kurtuluş Savaşı'na kalemiyle destek verdi. Mehmet Akif Ersoy, onun daveti üzerine İstanbul’dan gelerek Zağnos Paşa Camii’ndeki ünlü vaazı verdi.

Hasan Basri, İzmir Redd-i İlhak Cemiyeti kongresine katılacak delegeler arasında yer aldı. Kongreye katılmak için Balıkesir’den ayrıldığı sırada, padişah Mehmet Vahdettin'e açıktan hücum eden yazıları nedeniyle gazetesinin kapatılması ve tutuklanması emri çıktı. Balıkesir’e dönmeyerek Burhaniye, Kepsut ve Dursunbey’de 9 ay sürecek bir kaçaklık dönemi yaşadı. Bu arada köy ve kasabaları dolaşarak, halk içinde, vatan savunması yolunda bir milli birlik sağlama ve milli şuur uyandırma gayreti içinde bulundu.

Sürgün ve kaçaklık dönemi, Gazi Mustafa Kemal'in Ankara'ya gelmesiyle ve kendisinin de Balıkesir'e dönmesiyle son buldu. Karesi Milletvekili olarak Millet Meclisi'ne seçildi. Hiçbir gruba girmeyip bağımsız olarak kaldı. 3 yıl Ankara’da Taceddin Dergahı’nda Mehmet Akif ile birlikte yaşadı. Israrları ile Mehmet Akif'i, "İstiklâl Marşı"nı yazmaya ikna etti. Akifname adlı eserinde İstiklal Marşı’nın yazılış öyküsünü “Milli İstiklal Marşı Nasıl Yazıldı? Nasıl Kabul Edildi?” başlığı altında ayrıntılarıyla anlattı.

Büyük Millet Meclisi'nin birinci dönemi sonunda tekrar Balıkesir'e dönen Hasan Basri Bey, okullarda edebiyat öğretmenliği ve Çocuk Yuvası Müdürlüğü yaptı. Mahalli gazetelerde yazı yazdı. 1928 senesinde rahatsızlığı sebebiyle emekliye ayrıldı. Ziraat ve ticaretle uğraştı; bir hukuk bürosunda avukatlık yaptı. 1936’da dostu Mehmet Akif’in ölümü üzerine onunla ilgili hatıralarını Balıkesir’de çıkan Türk Dili Gazetesi’nde yayınladı.

Bir ara İstanbul İmam Hatip Okulu’nda öğretmenlik yapan Hasan Basri Çantay, 1950’den itibaren İslam dininin yaşanması, öğretilmesi ile ilgili faaliyetlere katıldı.

Ülkemizde yapılan ilk meal çalısmalarından olan “Kur’an-ı Hakim ve Meal-i Kerim” adlı 3 ciltlik eserinin ilk cildini 1952’de, ikinci ve üçüncü ciltleri 1953’de yayımladı. Eser, peşpeşe basılarak 1984 tarihinde 13. baskıya ulaştı. 1993’te başka bir yayınevi tarafından biri 3, diğeri tek cilt olmak üzere iki farklı baskısı daha yapıldı. Eserin gelirini Balıkesir’de kendi adına yaptırılan camiye harcadı.

Ömrünün son yıllarını dinî, ilmî, edebî araştırmalara veren Hasan Basri, şiir ve musiki ile de ilgilenmiş, çeşitli besteler yapmıştır. Şiirlerinde, Basri, Hüzni, Serseri, Aşık Hasan mahlaslarını kullanmıştır. 
Hasan Basri Çantay, 3 Aralık 1964 tarihinde İstanbul'da vefat etti.  Fatih Camii'nde kılınan namazdan sonra Edirnekapı Şehitliği'ne defnedildi. 1971’de toprağa verildiği yerden çevre yolu geçtiği için mezarının yeri değiştirildi; hayattayken çok sevdiği Mehmet Akif Ersoy ile Babanzade Ahmet Naim Efendi’nin kabri yakınlarına defnedildi.

Balıkesir'de bir mahalleye Hasan Basri Çantay adı verildi.

Cumhuriyet"in kurucularına verilen "yeşil-kırmızı şeritli İstiklal Madalyası" sahibidir.

Ölümünden sonra oğlu Mürşit Çantay, babasının Âkif hakkındaki yazılarını "Âkifname" adıyla, şiirlerini ise "Babamın Şiirleri" adıyla kitaplaştırmıştır.

Mehmet Akif Ersoy, 1922 yılında Bursa'nın Yunanlılar tarafından işgal edildiği duyumu üzerine isyanını dile getirdiği ''Bülbül'' adlı şiirini, “Basri oğlumuza…” notuyla Hasan Basri Çantay'a ithaf etmiştir.

Hasan Basri Çantay Eserleri

Mektebli Yavrularıma
1922 Müslümanlıkta Himâye-i Etfâl
Ülkü Edebiyâtı
Fıkh-ı Ekber Tercümesi
1939 Zeka Demetleri
Kur’ân-ı Hakîm ve Meâl-i Kerîm
Kara Günler ve İbret Levhaları
The Straight Path of İslâm adlı kitabın İslamiyet Bölümü
Hadisler (On Kere Kırk Hadis)
Babamın Şiirleri

Cevdet Kudret Kimdir? Biyografisi

Cevdet Kudret
Cevdet Kudret, 7 Şubat 1907 yılında İstanbul’da doğdu. 9 yaşındayken babasını Musul Savaşı’nda kaybetti. Annesinin gayretiyle okudu. 1993 yılında İstanbul Darülfünunu Hukuk Fakültesini tamamladı.

1938'de Kayseri Lisesi'ni bitiren Cevdet Kudret, 1938-1939 yılları arasında, Ankara Devlet Konservatuarında diksiyon ve edebiyat öğretmenliği, 1939-1943 yıllarında Ankara Erkek Lisesi'nde ve 1943-1945 yılları arasında Atatürk Lisesi’nde edebiyat öğretmenliği, 1945-1950 yılları arasında ise Yayın Müdürlüğü emrinde İnönü Ansiklopedisi’nde edebiyat sekreteri olarak çalıştı.

Demokrat Parti iktidarı Adnan Menderes döneminde Bitlis Ortaokulu'na Türkçe öğretmeni olarak atanınca 23 Ekim 1950 tarihinde istifa etti. 1951-1954 yıllarında, İstanbul ve Ankara’da avukatlık yaptı. Türk Dil Kurumu’nda redaktör, 1967-1970 yılları arasında Bilgi Yayınevi’nde danışman olarak çalıştı. Siyasal Bilgiler Fakültesi, Basın Yayın Yüksek Okulu’nda öğretim görevlisi olarak ders verdi (1970-1973).

1927 yılında Servet-i Fünun Dergisi’nde şiirle yazarlığa başlayan Cevdet Kudret, 1928'de aynı dergide çalışan yedi genç yazar bir araya gelerek o güne dek yazdıklarını Yedi Meşale adında bir kitapta topladılar. Grup, bundan sonra ''Yedi Meşaleciler'' olarak anıldı. Daha sonra çıkardıkları Meşale Dergisini sekiz sayı sürdürebildiler. Dergi, yeni alfabeye geçiş dönemindeki zorluklar nedeniyle kapandı. Cevdet Kudret, 1929'da bu dergide yayınlanan şiirlerini Birinci Perde adlı kitabında topladı . Daha sonraki şiirlerini İkinci Perde (1936-1937)’, Üçüncü Perde (1937- ) adları altında derlediyse de hiçbir zaman kitap halinde bastırmadı.

Bu arada oyun yazmaya da yöneldi. Tersine Akan Nehir (1929), Rüya İçinde Rüya (1930), Kurtlar (1933) adlı oyunları Darülbedayi’de sahnelendi. ''Danyal ve Sara'' adlı oyunu Varlık Dergisi’nde (1938), ''Yaşayan Ölüler'' adlı oyunu Ağaç Dergisi’nde (1936) tefrika edildi. ‘Cumartesi Çocuğu’ adlı güldürü biçimindeki bir oyununu ise tamamlamadı.

Süleyman’ın Dünyası adı altında toplanan üç romanında, 1943'te Sınıf Arkadaşları, 1958'de Havada Bulut Yok ve  1976 yılında Karınca’yı Tanırsınız Türk toplumunun iki Dünya Savaşı arasındaki 30 yıllık toplumsal kesitini yansıttı.

1940'lı yıllarda yazdığı öykülerini 1974'te ''Sokak'' adlı kitapta bir araya getirdi. 


1950 sonrası, edebiyat tarihimizin ünlü isimleri ve eserleri üzerine tanıtım kitapları ve lise edebiyat kitapları yazdı. Bu kitapların çoğunu takma adlar altında yayınlamak zorunda kaldı. Giderek inceleme, araştırma, edebiyat tarihi türlerinde çalışmalara yönelen Cevdet Kudret’in, iki ciltlik Türk ve Batı Edebiyatı’ndan Seçme Parçalar (1980,1981), iki ciltlik Örneklerle Edebiyat Bilgileri (1980), üç ciltlik Türk Edebiyatı’nda Hikâye ve Roman (1965-1967-1990) incelemesi; üç ciltlik Karagöz (1968,1969), iki ciltlik Ortaoyunu (1973-1975) derleme ve incelemeleri önemli çalışmalar olarak nitelendirildi. 15. Yüzyıl ortalarına kadar getirdiği Örnekli Türk Edebiyatı Tarihi (1995) kitabı, ölümü nedeniyle yarım kaldı. İnceleme-araştırma kitaplarının önyazıları ile edebiyat üzerine yazılarından bazılarını yeniden gözden geçirerek bir araya getirdiği Edebiyat Kapısı (1997) ise yazarın ölümünden sonra basılabildi.

Dilleri Var Bizim Dile Benzemez, Bir Bakıma, Benim Oğlum Bina Okur, Kalemin Ucu adlı deneme kitaplarında edebiyat ve Türk diliyle ilgili çeşitli konular üzerine düşüncelerini dile getirdiği yazılarını topladı.

Cevdet Kudret’e Ortaoyunu kitabı için TDK Bilim Ödülü (1974), Türk Edebiyatında Hikâye ve Roman kitabı için Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü (1991) verildi. Ayrıca, 1989'da Dil Derneği Türk Dili Onur Ödülü ile 1992'de Edebiyatçılar Derneği Onur Ödülü’ne layık görüldü.

1974 –1986 yılları arasında Bodrum’da yaşayan yazar daha sonra yaşamını İstanbul’da sürdürdü. 


Cevdet Kudret, 10 Temmuz 1992 tarihinde İstanbul'da vefat etti.

Cevdet Kudret Kimdir? Biyografisi

Cevdet Kudret
Cevdet Kudret, 7 Şubat 1907 yılında İstanbul’da doğdu. 9 yaşındayken babasını Musul Savaşı’nda kaybetti. Annesinin gayretiyle okudu. 1993 yılında İstanbul Darülfünunu Hukuk Fakültesini tamamladı.

1938'de Kayseri Lisesi'ni bitiren Cevdet Kudret, 1938-1939 yılları arasında, Ankara Devlet Konservatuarında diksiyon ve edebiyat öğretmenliği, 1939-1943 yıllarında Ankara Erkek Lisesi'nde ve 1943-1945 yılları arasında Atatürk Lisesi’nde edebiyat öğretmenliği, 1945-1950 yılları arasında ise Yayın Müdürlüğü emrinde İnönü Ansiklopedisi’nde edebiyat sekreteri olarak çalıştı.

Demokrat Parti iktidarı Adnan Menderes döneminde Bitlis Ortaokulu'na Türkçe öğretmeni olarak atanınca 23 Ekim 1950 tarihinde istifa etti. 1951-1954 yıllarında, İstanbul ve Ankara’da avukatlık yaptı. Türk Dil Kurumu’nda redaktör, 1967-1970 yılları arasında Bilgi Yayınevi’nde danışman olarak çalıştı. Siyasal Bilgiler Fakültesi, Basın Yayın Yüksek Okulu’nda öğretim görevlisi olarak ders verdi (1970-1973).

1927 yılında Servet-i Fünun Dergisi’nde şiirle yazarlığa başlayan Cevdet Kudret, 1928'de aynı dergide çalışan yedi genç yazar bir araya gelerek o güne dek yazdıklarını Yedi Meşale adında bir kitapta topladılar. Grup, bundan sonra ''Yedi Meşaleciler'' olarak anıldı. Daha sonra çıkardıkları Meşale Dergisini sekiz sayı sürdürebildiler. Dergi, yeni alfabeye geçiş dönemindeki zorluklar nedeniyle kapandı. Cevdet Kudret, 1929'da bu dergide yayınlanan şiirlerini Birinci Perde adlı kitabında topladı . Daha sonraki şiirlerini İkinci Perde (1936-1937)’, Üçüncü Perde (1937- ) adları altında derlediyse de hiçbir zaman kitap halinde bastırmadı.

Bu arada oyun yazmaya da yöneldi. Tersine Akan Nehir (1929), Rüya İçinde Rüya (1930), Kurtlar (1933) adlı oyunları Darülbedayi’de sahnelendi. ''Danyal ve Sara'' adlı oyunu Varlık Dergisi’nde (1938), ''Yaşayan Ölüler'' adlı oyunu Ağaç Dergisi’nde (1936) tefrika edildi. ‘Cumartesi Çocuğu’ adlı güldürü biçimindeki bir oyununu ise tamamlamadı.

Süleyman’ın Dünyası adı altında toplanan üç romanında, 1943'te Sınıf Arkadaşları, 1958'de Havada Bulut Yok ve  1976 yılında Karınca’yı Tanırsınız Türk toplumunun iki Dünya Savaşı arasındaki 30 yıllık toplumsal kesitini yansıttı.

1940'lı yıllarda yazdığı öykülerini 1974'te ''Sokak'' adlı kitapta bir araya getirdi. 


1950 sonrası, edebiyat tarihimizin ünlü isimleri ve eserleri üzerine tanıtım kitapları ve lise edebiyat kitapları yazdı. Bu kitapların çoğunu takma adlar altında yayınlamak zorunda kaldı. Giderek inceleme, araştırma, edebiyat tarihi türlerinde çalışmalara yönelen Cevdet Kudret’in, iki ciltlik Türk ve Batı Edebiyatı’ndan Seçme Parçalar (1980,1981), iki ciltlik Örneklerle Edebiyat Bilgileri (1980), üç ciltlik Türk Edebiyatı’nda Hikâye ve Roman (1965-1967-1990) incelemesi; üç ciltlik Karagöz (1968,1969), iki ciltlik Ortaoyunu (1973-1975) derleme ve incelemeleri önemli çalışmalar olarak nitelendirildi. 15. Yüzyıl ortalarına kadar getirdiği Örnekli Türk Edebiyatı Tarihi (1995) kitabı, ölümü nedeniyle yarım kaldı. İnceleme-araştırma kitaplarının önyazıları ile edebiyat üzerine yazılarından bazılarını yeniden gözden geçirerek bir araya getirdiği Edebiyat Kapısı (1997) ise yazarın ölümünden sonra basılabildi.

Dilleri Var Bizim Dile Benzemez, Bir Bakıma, Benim Oğlum Bina Okur, Kalemin Ucu adlı deneme kitaplarında edebiyat ve Türk diliyle ilgili çeşitli konular üzerine düşüncelerini dile getirdiği yazılarını topladı.

Cevdet Kudret’e Ortaoyunu kitabı için TDK Bilim Ödülü (1974), Türk Edebiyatında Hikâye ve Roman kitabı için Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü (1991) verildi. Ayrıca, 1989'da Dil Derneği Türk Dili Onur Ödülü ile 1992'de Edebiyatçılar Derneği Onur Ödülü’ne layık görüldü.

1974 –1986 yılları arasında Bodrum’da yaşayan yazar daha sonra yaşamını İstanbul’da sürdürdü. 


Cevdet Kudret, 10 Temmuz 1992 tarihinde İstanbul'da vefat etti.

İsmet Küntay Kimdir? Biyografisi

İsmet Küntay
İsmet Küntay, 1923 yılında Artvin'de doğdu. İlk deneyimlerini, 1967'den sonra Amcabey ve Zübük dergilerinde gülmece öyküleri yazarak edinmesinin ardından, bu alanda ilk parasını da Zübük dergisinde Aziz Nesin'den kazanarak profesyonel olmuştur. İlk oyunu olan Pompa, Devekuşu Kabare tiyatrosunda 1968'de sergilenen sanatçı, daha sonra birçok önemli oyun yazarak, Türk tiyatro sanatına büyük katkılarda bulunmuştur.

İsmet Küntay, bir dönem Ferhan Şensoy ile birlikte çalışmasının ardından, uzun süre Ankara Sanat Tiyatrosu'nda çalışmış, dekor taşımış, sahne düzenlemesi yapıp perde çekmiştir. İsmet Küntay, tiyatro için; ".. tiyatroyu “Ahmetten Mehmetten öğrendim…", yapıtları hakkında da "Ben, 403. Kilometreye kadar getirdim, benden sonrakiler de daha ileri kilometrelere götüreceklerdir.» şeklinde açıklama yapmıştır.

İsmet Küntay, 25 Temmuz 1974 tarihinde Ankara'da vefat etti.

Ölümünün ardından, eşi tarafından kurulan ve tiyatro dünyasının Oscar'ı sayılan İsmet Küntay Tiyatro Ödülleri 32 yıldır aralıksız düzenlenmektedir. Sanatçının ünlü oyunu 403. Kilometre başta olmak üzere birçok oyunu Ankara Sanat Tiyatrosu ve birçok tiyatro topluluğu tarafından uzun yıllar defalarca sergilenmiştir.

İsmet Küntay Kimdir? Biyografisi

İsmet Küntay
İsmet Küntay, 1923 yılında Artvin'de doğdu. İlk deneyimlerini, 1967'den sonra Amcabey ve Zübük dergilerinde gülmece öyküleri yazarak edinmesinin ardından, bu alanda ilk parasını da Zübük dergisinde Aziz Nesin'den kazanarak profesyonel olmuştur. İlk oyunu olan Pompa, Devekuşu Kabare tiyatrosunda 1968'de sergilenen sanatçı, daha sonra birçok önemli oyun yazarak, Türk tiyatro sanatına büyük katkılarda bulunmuştur.

İsmet Küntay, bir dönem Ferhan Şensoy ile birlikte çalışmasının ardından, uzun süre Ankara Sanat Tiyatrosu'nda çalışmış, dekor taşımış, sahne düzenlemesi yapıp perde çekmiştir. İsmet Küntay, tiyatro için; ".. tiyatroyu “Ahmetten Mehmetten öğrendim…", yapıtları hakkında da "Ben, 403. Kilometreye kadar getirdim, benden sonrakiler de daha ileri kilometrelere götüreceklerdir.» şeklinde açıklama yapmıştır.

İsmet Küntay, 25 Temmuz 1974 tarihinde Ankara'da vefat etti.

Ölümünün ardından, eşi tarafından kurulan ve tiyatro dünyasının Oscar'ı sayılan İsmet Küntay Tiyatro Ödülleri 32 yıldır aralıksız düzenlenmektedir. Sanatçının ünlü oyunu 403. Kilometre başta olmak üzere birçok oyunu Ankara Sanat Tiyatrosu ve birçok tiyatro topluluğu tarafından uzun yıllar defalarca sergilenmiştir.

Pertev Naili Boratav Kimdir? Biyografisi

Pertev Naili Boratav
Pertev Naili Boratav, 2 Eylül 1907 yılında Bulgaristan'ın Darıdere kasabasında doğdu. 1927 yılında İstanbul Erkek Lisesi'ni, 1930'da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi. 1931-1932 yılları arasında Mehmet Fuat Köprülü'nün asistanlığını yaptı.

1941'de Halk Hikayeleri ve Halk Hikayeciliği teziyle doçent oldu, 1948'de profesörlüğe yükseldi. 1948 yılında başkanı olduğu Halk Edebiyatı Kürsüsü CHP iktidarınca komünizmi yaydığı gerekçesiyle kapatıldıktan sonra yurt dışına gitti.


ABD, Almanya ve Fransa'da çalıştı. 1940'lı yıllarda Behice Boran'ın Yurt ve Dünya dergisini yönetti. Stanford Üniversitesi Türkiye bölümünü kurdu. Paris'te ölümüne kadar CNRS (Centre National de la Recherche Scientifique)'de çalıştı. 

Pertev Naili Boratav, 16 Mart 1998 tarihinde Paris'te yaşamını yitirdi.

Türk halk edebiyatı araştırmaları öncüsü Pertev Naili Boratav 2000 masal, 40 halk hikâyesi, çocuk oyunları, türküler, tiyatrolar, şarkılar, fıkralar, şiirlerden meydana gelen zengin bir arşiv kurdu. CNRS, Sedat Simavi, TC Kültür Bakanlığı ödülleri almıştır.

Pertev Naili Boratav, Türk kültürünün kaynakları arasında en başta halk edebiyatının geldiğine inanıyordu. Anadolu halk kültürü araştırmalarına, aşık geleneğine yöneldi.


Pertev Naili Boratav Eserleri

1931 Gökoğlu Destanı
1939-1954 Folklor ve Edebiyat I-II
1939 Bey Böyrek Hikayesine Ait Metinler
1943 Halk Edebiyatı Dersleri
1946 İzahlı Halk Şiiri antolojisi
1946 Halk Hikayeleri ve Halk Hikayeciliği
1953 Typen Türkischer Volsmarchen
1958 Zaman Zaman İçinde
1963 Le Tekerleme
1969 Az Gittik , Uz Gittik
1973 100 Soruda Türk Folkloru
1996 Nasreddin Hoca
2003 Pertev Naili Boratav, 100 Soruda Türk Folkloru

Pertev Naili Boratav Kimdir? Biyografisi

Pertev Naili Boratav
Pertev Naili Boratav, 2 Eylül 1907 yılında Bulgaristan'ın Darıdere kasabasında doğdu. 1927 yılında İstanbul Erkek Lisesi'ni, 1930'da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi. 1931-1932 yılları arasında Mehmet Fuat Köprülü'nün asistanlığını yaptı.

1941'de Halk Hikayeleri ve Halk Hikayeciliği teziyle doçent oldu, 1948'de profesörlüğe yükseldi. 1948 yılında başkanı olduğu Halk Edebiyatı Kürsüsü CHP iktidarınca komünizmi yaydığı gerekçesiyle kapatıldıktan sonra yurt dışına gitti.


ABD, Almanya ve Fransa'da çalıştı. 1940'lı yıllarda Behice Boran'ın Yurt ve Dünya dergisini yönetti. Stanford Üniversitesi Türkiye bölümünü kurdu. Paris'te ölümüne kadar CNRS (Centre National de la Recherche Scientifique)'de çalıştı. 

Pertev Naili Boratav, 16 Mart 1998 tarihinde Paris'te yaşamını yitirdi.

Türk halk edebiyatı araştırmaları öncüsü Pertev Naili Boratav 2000 masal, 40 halk hikâyesi, çocuk oyunları, türküler, tiyatrolar, şarkılar, fıkralar, şiirlerden meydana gelen zengin bir arşiv kurdu. CNRS, Sedat Simavi, TC Kültür Bakanlığı ödülleri almıştır.

Pertev Naili Boratav, Türk kültürünün kaynakları arasında en başta halk edebiyatının geldiğine inanıyordu. Anadolu halk kültürü araştırmalarına, aşık geleneğine yöneldi.


Pertev Naili Boratav Eserleri

1931 Gökoğlu Destanı
1939-1954 Folklor ve Edebiyat I-II
1939 Bey Böyrek Hikayesine Ait Metinler
1943 Halk Edebiyatı Dersleri
1946 İzahlı Halk Şiiri antolojisi
1946 Halk Hikayeleri ve Halk Hikayeciliği
1953 Typen Türkischer Volsmarchen
1958 Zaman Zaman İçinde
1963 Le Tekerleme
1969 Az Gittik , Uz Gittik
1973 100 Soruda Türk Folkloru
1996 Nasreddin Hoca
2003 Pertev Naili Boratav, 100 Soruda Türk Folkloru

Samipaşazade Sezai Kimdir? Biyografisi

Samipaşazade Sezai
Samipaşazade Sezai, 1859 yılında İstanbul'da doğdu.. Tanzimat devrinin ileri gelen isimlerinden, Osmanlı Devleti’nin ilk Maarif Nazırı Abdurrahman Sami Paşa ile Paşa’nın ikinci eşi olan Dilarayiş Hanım’ın oğludur. Babasının Taşkasap’taki konağında özel öğrenim gördü. Konaktaki eğitim yıllarında Farsça, Arapça, Fransızca, Almanca; daha sonra Londra’da görev yaptığı yıllarda İngilizce öğrendi. 20 yaşına kadar resmi bir görev almayarak, edebiyat konusundaki bilgilerini artırmayı tercih etti.

Maarif başlıklı ilk yazısı 1874 yılında “Kamer” adlı gazetede yayımlandı 3 perdelik bir piyes olan ''Şir'' adlı ilk eseri 1879’da yayımlandı. 1880'de, ağabeyi Abdüllatif Suphi Paşa’nın başında olduğu Evkaf Nezareti Mektubi Kalemi’ne memur oldu. Babasının ölümünden sonra da Londra elçiliği ikinci kâtipliğine atandı. Orada kaldığı dört yıl boyunca İngiliz ve Fransız edebiyatlarını yakından izledi. 1885’te elçilik görevlerinin şapka giymesi yasağına uymadığı için elçilik kadrosu azledildiğinde İstanbul'a döndü

1885 - 1901 arasında İstanbul’da yaşadı ve edebi açıdan verimli bir dönem geçirdi. Abdülhak Hamit Tarhan ve Recaizade Mahmut Ekrem ile yakın dost oldu. 17-18 yaşlarında iken tanıştığı Namık Kemal ile sürekli mektuplaştı. Diğer Tanzimat yazarları gibi çok sayıda eser vermedi; bir roman, iki küçük hikâye kitabı, hatıra ve seyahat yazıları yazdı. 1888’de bir paşazade ile cariyenin aşk öyküsünü anlattığı Sergüzeşt adlı romanı yayımlayarak Şemsettin Sami, Namık Kemal ve Ahmet Mithat Efendi'den sonra Türk edebiyatının ilk romancıları arasına girdi. Alphonse Daudet'den “Jak” romanını Türkçeye çevirdi. 1891’de hikayelerini “Küçük Şeyler” adlı kitapta topladı. 1897'de İkdam Gazetesi'nde makaleler ve hikayeler yazdı. Bazı makale ve hikayelerini “Rumuzü'l-Edeb” (1898) adlı kitapta topladı.

Sergüzeşt romanı yüzünden göz hapsine alındığını düşünerek bundan kurtulmak için 1901’de Paris'e gitti ve 1908'de Meşrutiyet'in ilanına kadar da orada kaldı. Yurtdışına kaçışını Servet-i Fünun Dergisi’nde yayımlanan ''1901'e Ait Bir Hatıra'' başlıklı yazısında anlattı. Paris’te Jön Türkler’le tanışan Samipaşazade Sezai,
 İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katıldı ve cemiyet içinde saygın bir yere geldi. Cemiyetin 15 Şubat 1902’de yayın hayatına başlayan "Şüra-ı Ümmet" adlı yayın organında Osmanlı Devleti politikalarını ve rejimini eleştiren yazılar yayımladı. 

Paris yıllarını ''1901'den İtibaren Paris'te Geçen Seneler'', ''Paris Hatıratından'', ''Paris’te Yedi Sene'' adlı yazılarında anlattı.

II. Meşrutiyet’in ilanı üzerine İstanbul'a döndü ve Madrid elçisi olarak görevlendirildi. I. Dünya Savaşı başlayınca Madrid'den İsviçre'ye geçti, savaşın sonuna kadar burada kaldı. İspanya yıllarını “Gırnata ve El-Mescidü’l Camia: Elhamra” adlı iki yazıda, İsviçre’de geçirdiği zamanı “İsviçre Hatıratı” başlıklı yazılarında anlattı.

Mütareke devrinde 1921 yılında yaş haddi dolmadan hükümet tarafından emekliye sevkedildi ve İstanbul'a döndü.

Son yıllarını Kadıköy’ün Mühürdar semtindeki evinde geçirdi. Çok sevdiği yeğeni İclal'in ölümü üzerine yazdığı mensur bir mersiye ile daha bazı nesir ve hatıralarını 1924’te yayımladığı “İclal” isimli kitapta topladı.

1927'de kendisine Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kararıyla "Hidamat-ı Vataniyye" tertibinden maaş bağlandı. 


Samipaşazade Sezai, 26 Nisan 1936 tarihinde İstanbul'da zatürreden dolayı vefat etti. Cenazesi, Göksu’daki aile mezarlığına, yeğeni İclal’in yanına defnedildi.

Samipaşazade Sezai Kimdir? Biyografisi

Samipaşazade Sezai
Samipaşazade Sezai, 1859 yılında İstanbul'da doğdu.. Tanzimat devrinin ileri gelen isimlerinden, Osmanlı Devleti’nin ilk Maarif Nazırı Abdurrahman Sami Paşa ile Paşa’nın ikinci eşi olan Dilarayiş Hanım’ın oğludur. Babasının Taşkasap’taki konağında özel öğrenim gördü. Konaktaki eğitim yıllarında Farsça, Arapça, Fransızca, Almanca; daha sonra Londra’da görev yaptığı yıllarda İngilizce öğrendi. 20 yaşına kadar resmi bir görev almayarak, edebiyat konusundaki bilgilerini artırmayı tercih etti.

Maarif başlıklı ilk yazısı 1874 yılında “Kamer” adlı gazetede yayımlandı 3 perdelik bir piyes olan ''Şir'' adlı ilk eseri 1879’da yayımlandı. 1880'de, ağabeyi Abdüllatif Suphi Paşa’nın başında olduğu Evkaf Nezareti Mektubi Kalemi’ne memur oldu. Babasının ölümünden sonra da Londra elçiliği ikinci kâtipliğine atandı. Orada kaldığı dört yıl boyunca İngiliz ve Fransız edebiyatlarını yakından izledi. 1885’te elçilik görevlerinin şapka giymesi yasağına uymadığı için elçilik kadrosu azledildiğinde İstanbul'a döndü

1885 - 1901 arasında İstanbul’da yaşadı ve edebi açıdan verimli bir dönem geçirdi. Abdülhak Hamit Tarhan ve Recaizade Mahmut Ekrem ile yakın dost oldu. 17-18 yaşlarında iken tanıştığı Namık Kemal ile sürekli mektuplaştı. Diğer Tanzimat yazarları gibi çok sayıda eser vermedi; bir roman, iki küçük hikâye kitabı, hatıra ve seyahat yazıları yazdı. 1888’de bir paşazade ile cariyenin aşk öyküsünü anlattığı Sergüzeşt adlı romanı yayımlayarak Şemsettin Sami, Namık Kemal ve Ahmet Mithat Efendi'den sonra Türk edebiyatının ilk romancıları arasına girdi. Alphonse Daudet'den “Jak” romanını Türkçeye çevirdi. 1891’de hikayelerini “Küçük Şeyler” adlı kitapta topladı. 1897'de İkdam Gazetesi'nde makaleler ve hikayeler yazdı. Bazı makale ve hikayelerini “Rumuzü'l-Edeb” (1898) adlı kitapta topladı.

Sergüzeşt romanı yüzünden göz hapsine alındığını düşünerek bundan kurtulmak için 1901’de Paris'e gitti ve 1908'de Meşrutiyet'in ilanına kadar da orada kaldı. Yurtdışına kaçışını Servet-i Fünun Dergisi’nde yayımlanan ''1901'e Ait Bir Hatıra'' başlıklı yazısında anlattı. Paris’te Jön Türkler’le tanışan Samipaşazade Sezai,
 İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katıldı ve cemiyet içinde saygın bir yere geldi. Cemiyetin 15 Şubat 1902’de yayın hayatına başlayan "Şüra-ı Ümmet" adlı yayın organında Osmanlı Devleti politikalarını ve rejimini eleştiren yazılar yayımladı. 

Paris yıllarını ''1901'den İtibaren Paris'te Geçen Seneler'', ''Paris Hatıratından'', ''Paris’te Yedi Sene'' adlı yazılarında anlattı.

II. Meşrutiyet’in ilanı üzerine İstanbul'a döndü ve Madrid elçisi olarak görevlendirildi. I. Dünya Savaşı başlayınca Madrid'den İsviçre'ye geçti, savaşın sonuna kadar burada kaldı. İspanya yıllarını “Gırnata ve El-Mescidü’l Camia: Elhamra” adlı iki yazıda, İsviçre’de geçirdiği zamanı “İsviçre Hatıratı” başlıklı yazılarında anlattı.

Mütareke devrinde 1921 yılında yaş haddi dolmadan hükümet tarafından emekliye sevkedildi ve İstanbul'a döndü.

Son yıllarını Kadıköy’ün Mühürdar semtindeki evinde geçirdi. Çok sevdiği yeğeni İclal'in ölümü üzerine yazdığı mensur bir mersiye ile daha bazı nesir ve hatıralarını 1924’te yayımladığı “İclal” isimli kitapta topladı.

1927'de kendisine Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kararıyla "Hidamat-ı Vataniyye" tertibinden maaş bağlandı. 


Samipaşazade Sezai, 26 Nisan 1936 tarihinde İstanbul'da zatürreden dolayı vefat etti. Cenazesi, Göksu’daki aile mezarlığına, yeğeni İclal’in yanına defnedildi.

Doğu Perinçek Kimdir? Biyografisi

Doğu Perinçek
Doğu Perinçek, 17 Haziran 1942 yılında Gaziantep'te doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Ankara Sarar İlkokulu, Atatürk Lisesi ve Ankara Bahçelievler Deneme Lisesi'nde yaptı. Ardından yükseköğrenimini yapmak üzere Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne giren Perinçek, üniversite yıllarında bir süre Almanya'ya giderek çalıştı. 1962 ve 1963'te toplam 10 ay bulunduğu Almanya'da işçilik yapan Doğu Perinçek ve burada kaldığı dönemde Almanca öğrendi.
Biyografi'nin Devamı »

Doğu Perinçek Kimdir? Biyografisi

Doğu Perinçek
Doğu Perinçek, 17 Haziran 1942 yılında Gaziantep'te doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Ankara Sarar İlkokulu, Atatürk Lisesi ve Ankara Bahçelievler Deneme Lisesi'nde yaptı. Ardından yükseköğrenimini yapmak üzere Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne giren Perinçek, üniversite yıllarında bir süre Almanya'ya giderek çalıştı. 1962 ve 1963'te toplam 10 ay bulunduğu Almanya'da işçilik yapan Doğu Perinçek ve burada kaldığı dönemde Almanca öğrendi.
Biyografi'nin Devamı »

Kenan Hulusi Koray Kimdir? Biyografisi

Kenan Hulusi
Kenan Hulusi Koray, 1906 yılında İstanbul'da doğdu. 1928'de Yedi Meşaleciler arasında tek hikaye yazarıydı. 1934 yılında Vakit'te çalışmaya başladı ve gazetenin yazı işleri müdürü oldu.

Kenan Hulusi, hikayede Ömer Seyfettin'den başlayarak gelişen çizgisinde önceleri üslubu ve muhtevası ile Sait Faik Abasıyanık ve Ahmet Hamdi Tanpınar'ı hazırlayan fantastik bir yol tuttu. Sonraları daha gerçekçi konulara yöneldi. Kenan Hulusi'nin edebiyat dünyasına adım atması öğrencilik yıllarına denk düşer.
Biyografi'nin Devamı »

Kenan Hulusi Koray Kimdir? Biyografisi

Kenan Hulusi
Kenan Hulusi Koray, 1906 yılında İstanbul'da doğdu. 1928'de Yedi Meşaleciler arasında tek hikaye yazarıydı. 1934 yılında Vakit'te çalışmaya başladı ve gazetenin yazı işleri müdürü oldu.

Kenan Hulusi, hikayede Ömer Seyfettin'den başlayarak gelişen çizgisinde önceleri üslubu ve muhtevası ile Sait Faik Abasıyanık ve Ahmet Hamdi Tanpınar'ı hazırlayan fantastik bir yol tuttu. Sonraları daha gerçekçi konulara yöneldi. Kenan Hulusi'nin edebiyat dünyasına adım atması öğrencilik yıllarına denk düşer.
Biyografi'nin Devamı »

Yaşar Nabi Nayır Kimdir? Biyografisi

Yaşar Nabi
Yaşar Nabi Nayır, 25 Aralık 1908 yılında Üsküp'te doğdu. Okula Üsküp Mahalle Mektebi'nde başlayan Yaşar Nabi, Balkan Savaşı dolayısıyla annesiyle zaman zaman İstanbul'a gidip gelmeleri nedeniyle, ilk öğrenimini bu iki kentte sürdürdü. Ailesi, 1924'te kesin olarak İstanbul'a yerleşti. 1929'da Galatasaray Lisesi'nden mezun oldu.
Biyografi'nin Devamı »

Yaşar Nabi Nayır Kimdir? Biyografisi

Yaşar Nabi
Yaşar Nabi Nayır, 25 Aralık 1908 yılında Üsküp'te doğdu. Okula Üsküp Mahalle Mektebi'nde başlayan Yaşar Nabi, Balkan Savaşı dolayısıyla annesiyle zaman zaman İstanbul'a gidip gelmeleri nedeniyle, ilk öğrenimini bu iki kentte sürdürdü. Ailesi, 1924'te kesin olarak İstanbul'a yerleşti. 1929'da Galatasaray Lisesi'nden mezun oldu.
Biyografi'nin Devamı »

Balzac Kimdir? Biyografisi

Honoré de Balzac
Honoré de Balzac (Honore Balssa), 20 Mayıs 1799 yılında Fransa'nın Tours şehrinde doğdu. Babası tüccarlık yapan Balzac, 6 yıl Vendome'da College des Oratoriens'te öğrenim gördü. Napolyon'un devrilmesinden sonra ailesi Paris'e taşındı. Burada 2 yıl daha okula gitti. 3 yıl bir avukatın yanında çalıştı. Ama küçük yaşlardan beri edebiyata gösterdiği eğilim ağır bastı.
Biyografi'nin Devamı »

Balzac Kimdir? Biyografisi

Honoré de Balzac
Honoré de Balzac (Honore Balssa), 20 Mayıs 1799 yılında Fransa'nın Tours şehrinde doğdu. Babası tüccarlık yapan Balzac, 6 yıl Vendome'da College des Oratoriens'te öğrenim gördü. Napolyon'un devrilmesinden sonra ailesi Paris'e taşındı. Burada 2 yıl daha okula gitti. 3 yıl bir avukatın yanında çalıştı. Ama küçük yaşlardan beri edebiyata gösterdiği eğilim ağır bastı.
Biyografi'nin Devamı »

Emile Zola Kimdir? Biyografisi

Emile Zola
Emile Zola, 2 Nisan 1840 yılında Parist'te doğdu. Fransa'da natüralizm akımının öncüsü olan ünlü bir yazardır. Emile Zola'nın edebiyat dışındaki şöhreti ise, Dreyfus Davasında takındığı aydın tavrından kaynaklanmaktadır. 1897 yılında Fransız ordusunda Yahudi olması nedeniyle askeri yargının duyarsızlığına kurban giden yüzbaşı Dreyfus’u hükümetin bütün baskılarına rağmen savunan ve Fransa devlet başkanına hitaben “İtham Ediyorum” makalesini yayınlayan Zola, baskılardan dolayı Fransa'yı terkedip bir süre Londra'da yaşamak zorunda kaldı.
Biyografi'nin Devamı »

Emile Zola Kimdir? Biyografisi

Emile Zola
Emile Zola, 2 Nisan 1840 yılında Parist'te doğdu. Fransa'da natüralizm akımının öncüsü olan ünlü bir yazardır. Emile Zola'nın edebiyat dışındaki şöhreti ise, Dreyfus Davasında takındığı aydın tavrından kaynaklanmaktadır. 1897 yılında Fransız ordusunda Yahudi olması nedeniyle askeri yargının duyarsızlığına kurban giden yüzbaşı Dreyfus’u hükümetin bütün baskılarına rağmen savunan ve Fransa devlet başkanına hitaben “İtham Ediyorum” makalesini yayınlayan Zola, baskılardan dolayı Fransa'yı terkedip bir süre Londra'da yaşamak zorunda kaldı.
Biyografi'nin Devamı »

Victor Hugo Kimdir? Biyografisi

Victor Hugo
Victor Hugo, 26 Şubat 1802 yılında Fransa, Besançon'da doğdu. Napolyon'un bir kahraman olduğunu düşünen serbest fikirli bir cumhuriyetçiydi. Annesi 1812'de Napolyon'a karşı komplo kurduğu için idam edilen General Victor Lahorie ile sevgili olduğu düşünülen Katolik bir Kralcıydı.
Biyografi'nin Devamı »

Victor Hugo Kimdir? Biyografisi

Victor Hugo
Victor Hugo, 26 Şubat 1802 yılında Fransa, Besançon'da doğdu. Napolyon'un bir kahraman olduğunu düşünen serbest fikirli bir cumhuriyetçiydi. Annesi 1812'de Napolyon'a karşı komplo kurduğu için idam edilen General Victor Lahorie ile sevgili olduğu düşünülen Katolik bir Kralcıydı.
Biyografi'nin Devamı »

Mark Twain Kimdir? Biyografisi

Mark Twain
Mark Twain, 30 Kasım 1835 yılında Florida'da doğdu. 7 çocuklu bir ailenin altıncı çocuğu ve sağ kalan üç kardeşten birisi idi. 4 yaşındayken ailesi, Mississippi Nehri boylarındaki Hannibal’e taşındı. İleride yaratacağı ünlü romanları bu bölgedeki gözlemlerine dayanarak yazılmıştı. Esnaflık ve avukatlık yapan babasını on bir yaşında iken zatürreden kaybedince okulunu bırakıp çırak olarak bir basımevinde çalışmaya başladı.
Biyografi'nin Devamı »

Mark Twain Kimdir? Biyografisi

Mark Twain
Mark Twain, 30 Kasım 1835 yılında Florida'da doğdu. 7 çocuklu bir ailenin altıncı çocuğu ve sağ kalan üç kardeşten birisi idi. 4 yaşındayken ailesi, Mississippi Nehri boylarındaki Hannibal’e taşındı. İleride yaratacağı ünlü romanları bu bölgedeki gözlemlerine dayanarak yazılmıştı. Esnaflık ve avukatlık yapan babasını on bir yaşında iken zatürreden kaybedince okulunu bırakıp çırak olarak bir basımevinde çalışmaya başladı.
Biyografi'nin Devamı »

Azra Erhat Kimdir? Biyografisi

Azra Erhat
Azra Erhat, 4 Haziran 1915 yılında İstanbul'un Şişli semtinde doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Belçika’da yaptı. 1939’da Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’ni bitirerek Klasik Filoloji Bölümünde asistan olarak göreve başladı. 1946’da doçent oldu. 1948’de aynı fakültedeki öğretim üyeleri Pertev Naili Boratav, Behice Boran, Adnan Cemgil, Niyazi Berkes’le birlikte üniversiteden uzaklaştırıldı. 1949-1950 arasında Yeni İstanbul ve Vatan gazetelerinde çalışti. Uluslararası Çalışma Örgütünde (ILO) kütüphanecilik yaptı.
Biyografi'nin Devamı »

Azra Erhat Kimdir? Biyografisi

Azra Erhat
Azra Erhat, 4 Haziran 1915 yılında İstanbul'un Şişli semtinde doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Belçika’da yaptı. 1939’da Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’ni bitirerek Klasik Filoloji Bölümünde asistan olarak göreve başladı. 1946’da doçent oldu. 1948’de aynı fakültedeki öğretim üyeleri Pertev Naili Boratav, Behice Boran, Adnan Cemgil, Niyazi Berkes’le birlikte üniversiteden uzaklaştırıldı. 1949-1950 arasında Yeni İstanbul ve Vatan gazetelerinde çalışti. Uluslararası Çalışma Örgütünde (ILO) kütüphanecilik yaptı.
Biyografi'nin Devamı »

Sabahattin Eyüboğlu Kimdir? Biyografisi

Sabahattin Eyüboğlu, 1908 yılında Trabzon'un Akçaabat ilçesinde doğdu. İlköğrenimini Kütahya'da, ortaöğrenimini Trabzon'da tamamlamış, yüksek öğrenimini Atatürk'ün talimatıyla Avrupa'ya eğitime gönderilecek gençler arasında sınava girerek, Dijon, Lyon ve Paris üniversitelerinde, filoloji, edebiyat ve estetik alanlarında yapmıştır. 1933'te İstanbul Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünde doçent olarak akademik kariyerine başlamıştır.
Biyografi'nin Devamı »

Sabahattin Eyüboğlu Kimdir? Biyografisi

Sabahattin Eyüboğlu, 1908 yılında Trabzon'un Akçaabat ilçesinde doğdu. İlköğrenimini Kütahya'da, ortaöğrenimini Trabzon'da tamamlamış, yüksek öğrenimini Atatürk'ün talimatıyla Avrupa'ya eğitime gönderilecek gençler arasında sınava girerek, Dijon, Lyon ve Paris üniversitelerinde, filoloji, edebiyat ve estetik alanlarında yapmıştır. 1933'te İstanbul Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünde doçent olarak akademik kariyerine başlamıştır.
Biyografi'nin Devamı »

Ahmet Oktay Kimdir? Biyografisi

Ahmet Oktay
Ahmet Oktay, 21 Ocak 1933 yılında Ankara'da doğdu. Yazmaya ortaokul sıralarında başladı. İlk şiiri, 1949-1950 yılları arasında Gerçek dergisinde yayımlandı. Öğrenimini lisede yarım bırakarak çalışmaya başladı.

Ahmet Oktay, 1950'li yıllarda Mavi Hareketi içinde yer aldı ve aynı adlı dergide yazıları ve şiirleriyle etkin bir rol oynadı. 1961 yılında Yeni İstanbul gazetesinin Ankara bürosunda "parlamento muhabiri" olarak profesyonel gazeteciliğe başladı.

Biyografi'nin Devamı »

Ahmet Oktay Kimdir? Biyografisi

Ahmet Oktay
Ahmet Oktay, 21 Ocak 1933 yılında Ankara'da doğdu. Yazmaya ortaokul sıralarında başladı. İlk şiiri, 1949-1950 yılları arasında Gerçek dergisinde yayımlandı. Öğrenimini lisede yarım bırakarak çalışmaya başladı.

Ahmet Oktay, 1950'li yıllarda Mavi Hareketi içinde yer aldı ve aynı adlı dergide yazıları ve şiirleriyle etkin bir rol oynadı. 1961 yılında Yeni İstanbul gazetesinin Ankara bürosunda "parlamento muhabiri" olarak profesyonel gazeteciliğe başladı.

Biyografi'nin Devamı »
Recent Posts Widget
adv/https://www.mogpres.blogspot.com|https://4.bp.blogspot.com/-PR9-MV9VAgc/WPXGlAkXO_I/AAAAAAAACIM/ZmgWX0-yY4sC_MLlVUWuBLds-p1dHuofACLcB/s1600/banner-2.jpg